ANA ARI ÜRETİMİ

27/3/2008 ·

Ana Arı Üretimi:

Ana arı üretimi iki yöntemle yapılabilir. Bu yöntemlerden birincisi; Ticari Ana Arı Üretimidir. Bu işletmeler sadece ana arı üretimi ile iştigal eder ve ürettiği ana arıları pazarlarlar.

İkinci yöntem ise; bal üretim işletmelerinin kendi ihtiyacı ana arıları kendilerinin üretmeleridir.

Her iki yöntemde de damızlık kolonilere ve çiftleştirme kutularına gereksinim bulunmaktadır.

Artvin' deki Ticari Ana Arı Üretim İşletmeleri

Ahmet İnci tarafından eğitilen, TEMA Vakfı ve TEMA Vakfı’nın ortağı olduğu Macahel Arıcılık A.Ş. tarafından üretim girdileri verilerek desteklenen ve sözleşmeli ana arı üretimi yapan Camili havzası ana arı üreticilerinin ürettiği, Saf Kafkas Ana Arılar ile Artvin genelinde üretilen Artvin Melezi Ana Arılar Macahel Arıcılık AŞ. tarafından pazarlanmaktadır.
Üretimin tamamı Ahmet İnci’nin denetiminde yürütülmektedir.
Bak: www.macahelas.com

Bal Üretim İşletmelerinin Kendi İhtiyacı Ana Arıları Üretmeleri

ARTIK ARICILIK DAHA KARLI BİR İŞ, İNCİ ANA ARI ÜRETİM YÖNTEMİ İLE HER ARICI KENDİ İHTİYACI ANA ARILARI KOLAYCA ÜRETEBİLMEKTEDİR.

SİZ DE ÜRETECEĞİNİZ YÜKSEK VERİMLİ IRKLARIN GENÇ ANA ARILARI İLE:
·Ana arıları ölen kolonilerinizin sönmesini önleyebilirsiniz.
·Yaşlı ana arıları gençlerle değiştirebilirsiniz.
·Tüm kolonilerinizi istediğiniz yüksek verimli bir ırka dönüştürebilirsiniz.
·Böylece arılığınızın verimini en az iki üç kat arttırıp daha karlı arıcılık yapabilirsiniz.

YAPILACAK İŞLER
Damızlık Kolonilerin Elde Edilmesi
Yüksek verimli Saf Kafkas Ana arılardan birkaç adet temin edilir.
Yılda 50 adet çiftleşmiş melez ana arı yetiştirmek için 3 – 4 adet Saf Kafkas Ana arı yeterlidir. Bunlar arılıklardaki kolonilere verilerek, damızlık koloniler elde edilir.
Veya arılığınızdaki yüksek verimli koloniler damızlık olarak kullanılabilir.
Ancak arılıktaki kolonilerin saf olmalarına özen gösterilmelidir.
Genelde melez koloniler yüksek verimli olduklarından, bunların yavrularından beklenen sonuç alınamaz.
Saf Kafkas Ana arılar TEMA Vakfı desteği ile sadece Macahel Arıcılık A.Ş. tarafından Artvin – Borçka – Camili İZOLE ALANINDA üretilmektedir. İzole alanların dışında saf üretim mümkün değildir.

Modüler Çiftleştirme Kutusu Çerçevelerinin Damızlık Koloniye Verilmesi
Edineceğiniz iki bölmeli İNCİ Çiftleştirme kutusunun modüler dört çerçevesi normal bir Langstrot çerçeveye çakılan takozlara takılır.
Bu çerçeve nektar gelişinin yeterli olduğu bir zamanda damızlık koloninin yavrulu çerçevelerinin orta yerine yerleştirilir. Bu uygulama sahil kesimlerinde 15 – 30 Martta, İç Anadolu’da 1- 15 Nisanda yapılabilir. Bu uygulama süresince erken ilkbaharda ve nektar gelişinin zayıf olduğu zamanlarda damızlık koloni mutlaka yeterince kek veya şurupla beslenir. Damızlık koloniye verilen modüler çiftleştirme kutusu çerçevelerinin temel petekleri işlenerek ana arının bu çerçevelere yumurtlaması sağlanır. Bu süre erken ilkbaharda 15 – 20 gün sürebilir, çevreden nektarın geldiği mevsimde daha kısa sürer.

Damızlık Koloniden Yavru Alınması ve Çekirdek Koloni Yapılması
Damızlık kolonide küçük çerçevelere ana arı tarafından bırakılan yumurtaların çoğu kapalı pup haline gelince çerçeveler arıları ile birlikte alınarak çiftleştirme kutusuna yerleştirilir. Çiftleştirme kutusunun her bölmesine en az iki yavrulu ve arılı çerçeve konur. Her bölmeye üç adet arılı ve yavrulu çerçevenin konulması halinde daha iyi sonuç alınır. Çerçeveler kutulara taşınırken sallanarak yaşlı arıların uçması ve damızlık kolonide kalması sağlanır.
Küçük çerçeveler kutu bölmesine yerleştirildikten sonra, damızlık kolonilerin normal yavrulu çerçevelerinden bir tanesi çıkarılıp, çerçeve üzerindeki yaşlı işçi arılar damızlık koloniye uçurulduktan sonra, çerçeve üzerinde kalan genç işçi arılar, kutu bölmesine süpürülerek kutu bölmesinin genç işçi arıları artırılır.
Çiftleştirme kutusunun bir bölmesine doldurulan genç işçi arılar, en az bölmenin yarısını dolduracak miktarda olmalıdır ve arıların genç arılar olmasına mutlaka özen gösterilmelidir. Kutuya yaşlı arılar alınırsa, yaşlı arılar hem damızlık koloniye dönerek kutudaki arılar azalır hem de yaşlı arılar arı sütü ve mum salgılayamadıkları için bu küçük koloni ana arıyı oluşturmada ve mum örmede yetersiz kalır. Kutu bölmesindeki bu küçük koloniye çekirdek koloni denir.

Çekirdek Koloninin Çiftleştirme Kutusuna Adaptasyonu
Yavrusu ve arısı ile çiftleştirme kutusu bölmesine konulan çekirdek koloninin arılarının damızlık koloniye geri gitmemesi için çiftleştirme kutusunun uçuş deliği kapatılır, havalandırma takozu açılır. Kutu mümkünse üç, dört gün sessiz ve karanlık bir yerde tutulur. Bu süre sonunda uçuş deliği açılır, havalandırma kapatılır arılığa yerleştirilir. İmkan varsa çiftleştirme kutusu arılıktan 4- 8 km. uzağa götürülerek uçuş deliği hemen açılabilir.
Kutunun iki bölmesine ayrı ayrı olmak üzere aynı zamanda bu işlemin yapılması iş kolaylığı açısından yararlıdır.

Damızlık Koloninin Irkından Ana Arının Elde Edilmesi
Üç – dört gün çiftleştirme kutusu bölmesinde kapalı kalan çekirdek koloni kendisini anasız yani öksüz hissettiği için ve çekirdek kolonide arı sütü salgılayabilecek genç işçi arılar olduğundan damızlık koloniden gelen çerçevelerdeki yumurtalardan kendisine ana gözleri yapar. Çekirdek koloninin oluşturulmasından 14 – 15 gün sonra gözlerden genç ana arılar çıkar. Bu ana arılar damızlık koloninin ırkındandır.
Çekirdek koloninin kendi ana arısını yapması ve bu ana arının gözden çıkması için geçen 14 – 15 günlük süreyi kısaltmak için çekirdek koloniye kapalı ana arı gözleri verilebilir.
Kapalı ana arı gözleri larva transferi ile arıcı tarafınadan üretilebileceği gibi, bu işi bilen ve yapan diğer arıcılardan da alınabilir. Ancak bu ana arı gözleri mutlaka damızlık koloniden üretilmiş olması gerekir. Sıradan kolonilerin oğul sezonunda yapmış oldukları ana arı gözleri bu üretimde kullanılmamalıdır.
Çekirdek kolonilere hazır ana arı gözleri vermek ana arı çıkışını 5 – 8 gün gibi bir süre kısaltır.

Çiftleştirme
Çiftleştirme kutularında doğan ana arılar, 5 – 12 gün sonra arılığın erkek arıları ile çiftleşirler. Bu ana arılar çiftleştikten 5 – 7 gün sonra da yumurtlamaya başlarlar.
Arılığın kolonileri bilinen bir ırktan olmadığından arılıktaki erkek arılarla döllenen bu ana arılara kullanma melezi ana arılar diyoruz. Bugün Türkiye’de üretilip satılan ana arıların tamamı bu genetik yapıdaki ana arılardır.
Bu kullanma melezi ana arılara F1 de denmektedir. Ancak bu ana arılarla çiftleşen erkek arılar ırk olarak tanımlanmamış olduklarından, bu ana arıların yumurtalarından doğacak işçi arıların babalarının ırkı bilinmemektedir. Yani anaları damızlık kolonilerin ırkı babaları arılıktaki sıradan erkeklerdir.
Mevsim başında yapılan bu çalışma sonu üretilen ana arı çekirdek koloniden alınıp kullanıldıktan sonra ikinci ana arı için yeniden çekirdek koloni yapılmasına ihtiyaç kalmaz.
Çekirdek koloniye damızlık kolonide yumurtlatılmış bir adet kutu çerçevesi konulur. Yeni ana arı gözlerinin bu çerçevede bağlanması sağlanır. Arıcının elinde kapalı ana arı gözü varsa bu göz ilk ana alındıktan sonra çekirdek koloniye verilerek ana arı üretimine devam edilir.

Çiftleştirme Kutuları
Arıcının kendi ana arılarını kendilerinin üretebilmesi ancak İki Bölmeli ve Modüler Çerçeveli İNCİ Çiftleştirme Kutuları ile mümkün olmaktadır. Bu çiftleştirme kutularını kullanarak:
·Arıcılığı az bilen en küçük arıcılar,
·Larva transferini bilmeyen arıcılar,
·Larva transferi ile uğraşacak zamanı olmaya arıcılar,
·Larva transferi yapabilmek için göz hassasiyetini kaybetmiş yaşlı arıcılar bile kendi arılıklarının ihtiyacı ana arıları çok ucuza üretebilmektedirler. Bu ana arıları güvenle kullanmaktadırlar.

Diğer yandan bu model
·Tecrit özelliği sayesinde çok küçük olan çekirdek koloninin yaşayabildiği,
·İki bölmesi gerektiğinde birleştirilebilen,
·Her iki bölmesine ayrı bir çekirdek koloni konularak yılda 6 – 8 ana arı çiftleştirilebilen,
·Temel petek takılabilen ¼ ebadında modüler Langstrot çerçeve ile donatılmış,
·Ilıman iklimlerde iki bölmesi birleştirilerek çekirdek koloninin kışlatılabildiği,
·Havalandırma düzeni sayesinde yaz sıcağında çekirdek koloninin terk etmediği,
·Petekleri, yavruları, arılarını çiftleşecek her ana arı için yeniden oluşturma gereği olmayan, bir önceki ana arının yavruları ile çekirdek koloninin yaşamını sürdürebildiği,
·Petekleri, yavruları ve arılarının bir sonraki sezona muhafaza edilebildiği,
·Bu özellikleri nedeni ile ticari ana arı üretim işletmelerinde ana arının maliyetini % 50 ucuzlatan ve işletme karını % 100 arttıran bir modeldir.
·İki Bölmeli Çiftleştirme Kutusu; Türk Patent Enstitüsünde Faydalı Model olarak 9508 no ile kayıtlı olup izinsiz üretilemez.
·Bu modelle son 4 yılda arıcılarımız yaklaşık 150.000 ana arı üretmişler ve Modelin yeterliliği kanıtlanmıştır.

Tüm Arılığı Damızlık Kolonilerin Irkına Dönüştürmek
Birinci yıl üretilen kullanma melezi ana arılarla arılıktaki tüm kolonilerin ana arıları değiştirilir. İkinci yıl aynı arılıkta yine damızlık kolonilerden çekirdek koloniler yapılarak ana arılar üretilir.
İkinci yılda arılıktaki erkek arılar birinci yıl üretilen ana arıların yavruları oldukları için bunlar Saf Kafkas Erkeklerdir. Yani ikinci yılda yetiştirilen ana arıları dölleyecek erkekler Saf Kafkas oldukları için döllenen ana arıların yumurtladıkları işçi arılar da Saf İşçi arılar olacaktır. Bu saflaştırma yetiştiriciliğinin yapıldığı arılık diğer arılıklardan uzak olmalıdır. İkinci yıl üretilen ana arılar kolonilere verildiğinde tüm arılık Kafkaslaşmış olur.

Bu yöntemle:
Birkaç adet Saf Damızlık ana arı ve İki Bölmeli Çiftleştirme Kutuları kullanılarak çok düşük maliyetle her arıcı tarafından üretilebilen ve güvenle kullanılan yüksek verimli ana arılar sayesinde her arılığın verimi 2 – 3 kat arttırılabilmekte ve arıcılık karlı bir üretim kolu haline gelmektedir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

ANA ARI ÇİFTLEŞTİRME KUTUSU

27/3/2008 ·

Ana Arı Çiftleştirme Kutusu:

Türkiyede ana arı üretiminin şartlarına göre dizayn edilmiş çift bölmeli bu çiftleştirme kutusu hem profesyonel ana arı üreticilerimizin hemde kendi ana arısını yetiştiren arıcılarımızın ihtiyaçlarına cevap veren bir modeldir.
Üretilen ana arıların erkek arılarla çiftleştirilmesi, çiftleştirme kutularında gerçekleştirilir. Çiftleştirilecek ana arılar çekirdek koloni adı verilen 500 – 5000 işçi arıdan oluşan küçük bir koloni ile birlikte çiftleştirme kutusuna konularak çiftleştirme sahasına yerleştirilir. Çevredeki erkek arılarla uçuş sırasında çiftleşme gerçekleşir. Ana arı bir süre sonra erkek arıdan aldığı spermle döllü işçi arı yumurtaları yumurtlar. Ana arı üretiminde çiftleşmiş ana arının maliyeti çiftleşmemiş ana arılara göre en az 10 kat daha fazladır. Çiftleştirme giderlerini de çekirdek kolonilerin oluşturulmasında kullanılan işçi arıların değerleri oluşturur.

Genelde mevcut çiftleştirme kutularında çekirdek koloninin bir veya bir kaç ana arının çiftleşmesini sağladıktan sonra sezon sonunda dağılmaları veya ölerek kaybolmaları önlenememekte, kışa girseler bile kışı sağlıklı geçirmeleri sağlanamamaktadır. Her yeni sezon başında yeni çekirdek koloniler teşkil etmek için tekrar masraf yapılmaktadır. Bilinen en yaygın örnek Kirchhain çiftleştirme kutularıdır. Kirchhain kutuları Almanya, İsviçre, Avusturya gibi ülkelerin iklim şartlarına göre geliştirildikleri için vantilasyon kanalları Türkiye gibi yazı çok sıcak geçen ülkelerde çekirdek kolonilerin havalanması yeterli olmamakta, çoğu çekirdek koloniler sıcak günlerde kutuları terk ederek kaybolmaktadır. Kirchhain kutularının çerçeveleri de olmadığı için petekler bir araya getirilip kullanılmamaktadır. Kirchhain çiftleştirme kutularında koloni büyüklüğü yalnız başına kışı geçirecek kadar olmadığından sonbaharda veya en geç kışın ölmektedirler.
Çekirdek kolonilerin kışlatılabildiği, sert polstren, iki bölmeli, çerçeveli İNCİ ana arı çiftleştirme kutusu ile yaz ortasında sıcak havalardaki dar hacimden dolayı kutuyu terk eden çekirdek kolonilerin bu davranışları bölme büyütülerek ve havalandırma düzeni ile ortadan kaldırılmaktadır. Koloniler birleştirilerek kışı geçirmeleri sağlanabilmektedir. Kutular; ana gövde ve kapağı çok iyi bir tecrit malzemesi olan fiziki darbelere dayanıklı, yüksek yoğunlukta polstrenden imal edilmiş; ahşap, metal ve plastik aksamlarla tamamlanarak arıların beslenme, uçma, petek örme, yavru besleme, havalanma ve çoğalma gibi yaşamsal şartlarını karşılayacak şekilde dizayn edilmiştir. Çiftleştirme kutusu iki bölmeden oluşmakta ve her bir bölmede üçer adet çerçeve bulunmaktadır. Her bir bölmeye ayrı bir çekirdek koloni konularak her bir ana arının çiftleşmesi sağlanır. Her bölmede nakillerde çekirdek koloninin önden havalandırılmasını sağlayan delikli metal levha vardır. Her bir bölme müstakil bir ara kapakla kapatılmaktadır. Havalandırma düzeni soğuk havalarda çekirdek koloniyi olumsuz etkilemeyecek şekilde dıştan sürgülü kapakla kapatılabilmektedir. Renklerle ana arının adaptasyonu kolaylaştırılmıştır. Her bir bölmede sezon başında ayrı ayrı oluşturulan çekirdek koloniler sezon sonuna kadar ikişer veya üçer ana arıyı çiftleştirdikten sonra ortadaki ayırma elemanı kaldırılarak iki çekirdek koloni daha büyük bir çekirdek koloniye dönüştürülür. Büyütülen çekirdek koloni kışı ılıman geçen yörelerde rahatlıkla bu kutularda kışında yaşatılabilmektedir. Kışı çok sert geçen bölgelerde ise çekirdek kolonilerin 3 – 5 adedinin çerçeveleri normal standart Langstrot çerçevelerine monte edilerek kovanda yine kışı sağlıklı geçirmeleri temin edilebilmektedir. Birleştirilen çekirdek koloniler yeni sezon başındaher biri ayrılıp, kutudaki bir bölmeye tekrar yerleştirilerek ana arıların çiftleştirilmesinde kullanılır. Bu şekilde ana arı üertiminde minimum %50 ye varan tasarruf sağlanarak işletme karı %100 arttırılabilmektedir.
Not: Kutu Türk Patent Enstitüsü’nde 9508 no ile kayıtlıdır. İzinsiz üretilemez.

Yorum (yok) Yorum yaz!

TEMA VAKFI ARICILIK ÇALIŞMALARI

27/3/2008 ·

Bal Arısının Bitkisel Üretimdeki Önemi
Bal arıları nektar ve polen toplamak için ziyaret ettikleri çiçeklerin döllenmesine neden olur ve ürünün oluşmasını sağlarlar. Özellikle zararlı böcek mücadelesi yapılan üretimlerde döllenme için mutlaka bal arısına ihtiyaç duyulmaktadır. Ayçiçeğinde hiç döllenmeyen tarlalardaki verime göre, arılarla yeterli döllenen tarlalardaki verimin beş kat arttığı görülmektedir. İdeal döllenme için her üç dekar ayçiçeği tarlasında bir arı kolonisi bulundurulması gerekmektedir. Bu bir koloni üç dekarlık alandan 20-30 kg arasında bal toplayabilmektedir. Bir koloninin üç dekarlık ayçiçeği tarlasında sağladığı ürün artışının değeri ürettiği balın değerinin en az 10 katıdır.

Yeni dünya meyvesinde arılarla döllenmeyen ağaçlarda çiçeklerin yüzde 4'ü meyve tuttuğu halde arılarla döllenmiş çiçeklerin meyve tutma oranı yüzde 83 olmuştur. Elma bahçelerinde arıların olmaması halinde çiçeklerin meyve tutma oranı yüzde 5, bal arıları ile döllenmiş bahçelerde çiçeklerin meyve tutma oranı ise yüzde 22 olarak gerçekleşmiştir. Yoncada arılarla döllenmeyen tarlada tohum bağlama yüzde 1-2 oranında iken arılarla döllenen tarlada bu oran yüzde 53'e çıkmıştır. Böceklere karşı kafes içinde korunan 1 m2 korunga alanından 9 gram tohum alınmasına karşın arılarla tam olarak döllenen 1m2 alandan 179 gram korunga tohumu elde edilmiştir. Bu örnekleri teyit eden binlerce bilimsel araştırma vardır ve polinasyon olarak bilinen bir bilim kolu gelişmiştir. Bu nedenlerle bitkisel üretimde arıcılık gübre, tohum ve su kadar önemli bir girdidir.

Bal arıları Ayçiçeğinde üretimi en az üçte bir oranında artırmaktadır.
Kırsal Kalkınmada Arıcılığın Yeri
Küçük girdi destekleri ve arıcılık eğitim programları ile kırsal kesim insanına arıcılık yaptırmak mümkündür. Çiçeklerdeki nektar çiçeklenme döneminde arılar tarafından toplanıp bala dönüştürülerek değerlendirilemez ise bu doğal kaynak kaybolur. Arıcılık kırsal alandaki iş gücünü üretken hale getirmenin yanı sıra, yok olan doğal kaynağı da ekonomiye kazandırmaktadır. Fazla iş gücü ve arazi gerektirmez. Tarımla uğraşan veya kırsal alanda yaşayan her insan bir yan faaliyet olarak arıcılık yapabilir. Özellikle arı sütü ve polen üretiminde kadınlar daha başarılı olmaktadır. Arıcılık kaynak tüketmeden sürekli yapılabilen bir üretim dalıdır ve sürdürülebilir kırsal kalkınmanın önemli bir aracıdır.
Organik bal üreten bir arılık.

Türkiye Arıcılığının Mevcut Yapısı
Türkiye'de 4.5 milyon koloni, 38.000 arıcı var. 65.000 ton bal üretiliyor. Kişi başına bal tüketimi 1 kg. civarında. Yıllık bal ihracatı 5.000-7.000 ton. Koloni başına verim 17 kg. Kolonilerin %90'ı çerçeveli, %10'u ise geleneksel kovanlarda yaşıyor. Çerçeveli kolonilerin %75'i gezginci arıcıların elinde. Gezginci arıcılar çiçeklenmeye paralel yer değiştiriyorlar.

Uzun yıllar değişik bölgelerde gezdirilen kolonilerin doğal olarak yetişen ana arıları yerel erkek arılarla çiftleşiyorlar. Bu nedenle gezginci kolonilerin çoğunun bilinen bir ırkı yok. Bunlar bir çok yerel ırkın doğal melezleri. Gezginci kolonilerin erkekleri gittikleri bölgelerde yetişen ana arıları da melezliyorlar. Yerel ırkların melezlenmemiş safları sadece gezginci arıcıların giremedikleri, ulaşımın olmadığı, dağlık ve ormanlık alanlarda kaldılar.

Yıllık ticari ana arı üretimi 200.000 civarında. Ticari ana arıların genelde Kafkas kolonilerden alınan larvalardan üretildiği ifade ediliyor. Bu ticari ana arılar üretim bölgesindeki ırkı belli olmayan erkek arılarla çiftleşiyorlar. Kaliteli ana arı üretimi ve kullanımı yeterli olmadığından koloni başına verim çok düşük.

Türkiye'de arıcaların büyük çoğunluğu gezginci arıcılık yapmaktadırlar.

Türkiye Arıcılığının Potansiyeli
Türkiye; yedi değişik iklim bölgesi, ballı bitki çeşitliliği, arıcılık geleneği, koloni varlığı, Ayçiçeği ve Pamuk gibi endüstriyel ballı bitkiler üretim alanlarının genişliği, ballı bitkilerle ağaçlandırılacak bozuk orman alanları, ıslah edilecek mera alanları ve yaygınlaştırılabilecek çam balı basra böcegi alanları ile bugünkü bal ve arı ürünleri üretimini en az 10 katı artırılabilecek potansiyele sahip.

Diğer yandan halen 200.000 ton bal ithalatı ile çok önemli bir pazar olan AB topluluğunun bal açığını karşılamada Türkiye'nin diğer tarımsal ürünlerinin hiçbirisinde olmayan önemli bir şansı bulunuyor.

Sorunlar
Arıcılığın bitkisel üretim ve kırsal kalkınma için bunca önemine karşın Türkiye arıcılığının eğitim, damızlık, arı sağlığı ve bal kalitesinin kontrolü gibi önemli sorunları vardır.

Eğitim
Arıcılık babadan, komşudan veya arıcılık yapıyor olanlardan usta çırak ilişkisi ile öğrenilmektedir. Birçok üniversitede arıcılık kürsüleri varken, sayıları 15 adedi bulan arıcılık yüksek okulları açılmışken, her tarım müdürlüğünde arıcılık uzmanı diye görevlendirilen kişiler bulunuyorken modern arıcılık teknikleri hala üretici tabanına benimsetilememiştir. Doğru arıcılık tekniklerinin üreticiye ulaştırılması gerekir.

Yanlış Koloni Dağıtımı
1990-2000 yılları arasında köylüleri arıcı yapacağız diye kamu eli ile 700 bin koloni dağıtılmıştır. Bu koloniler Sosyal Yardımlaşma Vakıfları, İl Özel İdareleri ve Orman Bakanlığı gibi kuruluşlarca arı tüccarlarından satın alınmış ve eğitilmemiş köylülere verilmiştir. Bu dağıtımı ağırlıkla Tarım Bakanlığı taşra teşkilatları yapmıştır.

Koloni dağıtımına iyi niyetle başlanmış olmasına rağmen uygulamada daha kolay ve ucuz temin edilebilen Muğla kökenli koloniler satın alınmış ve Anadolu'ya verilmiştir. Muğla arısının Çam Basra Böceği'ne endeksli bir yaşam biyolojisi vardır. Bu arı ilkbahar ve yaz sezonu boyu yavru yaparak kendisini Eylül ayındaki basra balına hazırlar. Bu arı Muğla'da başarılıdır. Muğla arısı ile Anadolu'da çiçek balına endeksli arıcılık yapılamamaktadır. Anadolu'da kışlamak durumunda olan Muğla arısı kışın ölmektedir. Dağıtılan bu koloniler kalitesizlikten ve adaptasyon sorunundan dolayı ölmüşlerdir. İlgili kurumlarda bu kolonilerin öldüğünü belirten onlarca rapor bulunmaktadır. Bu proje sadece arı tüccarlarının işine yaramıştır. Dağıtılan bu kolonilerle arı hastalıkları da yaygınlaştırılmıştır. Uygulamadaki yanlışlıklar kamu bütçesine milyonlarca YTL zarar verirken bu zararın yanı sıra Anadolu'nun kırsal kesim insanının arıcılık yapma insiyatifini de öldürmüştür.

Bu çarpıklık adaptasyon problemli koloni dağıtımı sürdürülerek devam ettirilmektedir. Ankara İli'nde geçmiş yıllarda 4 defa dağıtılan kolonilerin tamamının ölmüş olmasına rağmen 2005 yılında yeniden 4500 koloni dağıtılmıştır.

Damızlık Ana Arı Yetersizliği
Günümüzde arıcılığı gelişmiş ülkelerde izole alanlarda yetiştirilebilen hibrit ana arılar kullanılıyorken, Türkiye'de mevcut 4.5 milyon koloninin 4 milyonunda hiç ana arı kullanılmamaktadır. Üretilen ve yılda 200.000 koloniye verilebilen ana arıların ise ırkları, üretim kaliteleri, dağıtıldıkları bölgelerdeki adaptasyonları bakımından sorunlar vardır.

Muğla'da çam balı koşniline onbinlerce yıl yaşamını endekslemiş Muğla arısının nasıl kendisi karlı ve soğuk bölgelerde yaşayamıyorsa, Muğla arısının erkekleri ile döllenen ana arıların yavruları da soğuk bölgelerde kış aylarında yaşayamamaktadır. Yetiştirilen ana arıların ise büyük bir bölümü baba hattı açısından Muğla arısı kanı taşımaktadır. Bu ana arılar Anadolu'daki kolonilerde başarılı olmamaktadırlar.

Diğer yandan yetiştirilen ana arıların ırkına, çiftleştirme bölgesinin özelliğine ve yetiştirilme kalitesine bakmaksızın ana arı başına destek verilmektedir. Umuyoruz ki bu yanlışlığın anlaşılması için de bir on yıl geçmesi gerekmez. Türkiye'de yılda damızlık değeri yüksek en az 2.2 milyon ana arı kullanılması gerekir. Koloni başına alınabilen ortalama 17 kg. verimin yükseltilmesinin olmazsa olmaz koşulu yüksek verimli ırklardan, verildiği bölgeye uygun ve yetiştirme kalitesi yeterli ana arı kullanmaktır.

Ana arıların yeterince döllenmediği arkek arı kolonisi yetersiz bir çiftleştirme alanı.

Melez İşçi Arı, sarı abdomen halkalı

Saf Kafkas İşçi Arı, siyah abdomen halkalı

Arı Sağlığı
TÜBİTAK VHAG-95 araştırma projesinde incelenen arı kolonilerinde Adana'da yüzde 32, Bitlis'te yüzde 42, Diyarbakır'da yüzde 49, Hatay'da yüzde 52 oranında Amerikan yavru çürüklüğü tespit edilmiştir. Ankara Etlik Veteriner Araştırma Enstitüsünce Kasım 2000'de yapılan ve III. Türkiye Arıcılık Kongresine sunulan tebliğde Ankara ilinde kovanlardan ve piyasadan alınan bal örneklerinin incelenmesi sonucunda yüzde 14 oranında Amerikan yavru çürüklüğü etkeni, aynı araştırmada İzmir piyasasında satılan balların yüzde 44'ünde Amerikan yavru çürüklüğü etkeni bulunduğu bildirilmektedir.
Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü tarafından 2001 yılında Ankara İli arılıklarından alınan 10,158 arı örneğinde yapılan araştırmada bütün kolonilerde Varroa ve Nosema bulunmuştur. Aynı araştırmada yavru hastalıkları açısından kolonilerin yüzde 75'inin Amerikan ve Avrupa yavru çürüklükleri ve kireç hastalıkları ile bulaşık oldukları saptanmıştır. Avrupa Birliği mevzuatına göre, Amerikan yavru çürüklüğü görülen kolonilerin yakılması gerekir. Bakanlar kurulu uyum kuralları gereği bu mevzuata uyacağım diye imza atmıştır, ancak Türkiye'de böyle bir uygulama başlatılamamıştır. Üretimde neredeyse sağlıklı koloni yokken Tarım Bakanlığı'nda arı hastalıklarını teşhis edip doğru tedaviyi önerecek techizli ve yetkili bir arı hastalıkları laboratuarı bulunmamaktadır. Yaygın olan bu hastalıklara karşın ülke genelinde uyulması gereken tedbirlerle ilgili bir politikada geliştirilememiştir.

Balda Kalite Kontrol

İlaç Kalıntıları:
Üreticiler yoğun arı hastalıkları ile bulaşık kolonileri tedavi etmek amacı ile pek çok kimyasallar kullanmaktadırlar. Varroa parazitine, yavru çürüklüklerine ve ergin arı hastalıklarına karşı kullanılan kimyasallar ve antibiyotikler balda kalıntılar birakmaktadır. Bu kalıntılar çoklukla Avrupa Birliği bal kodeksi limitlerinin üstünde bulunmaktadır ve dış satımda ciddi engeller oluşturmaktadır. Bazende dış satımdan ballar geri gelmektedir.

Kimyasal kalıntılar açısından tespitler farklıdır. Örneğin bal ambalajlayan ve balda naftalin analizleri yaptığını ifade eden bir firma üreticilerden gelen balların % 90'ında naftalin ve antibiyotik kalıntısı olduğunu ifade etmektedir. Tarım Bakanlığı Kalıntı İzleme Dairesi ise naftalin kalıntılarının son yıllarda azaldığını bildirmektedir.

Ayrıca Avrupa Birliği'nde yasak olan ve Çin ballarına ambargo konmasına neden olan Türkiye arıcılarının bilmediği ve kullanmadığı Kloramfenikol'un Türk balı olarak Avrupa'ya satılan ballarda çıkması izah edilemez bir durum olarak görülmektedir. Bu durumun bir tek açıklaması bulunmaktadır. Çin ballarının Türk balı diye AB'ye satılmaya çalışılmasıdır. Ballar geri gelince de iç piyasaya verilmesidir.
Avrupa Birliği'nin kalıntı izleme komisyonunun 2005 Ocak ayında yaptığı tespitlerin raporu ile 21-26 Ağustos 2005 tarihinde İrlanda - Dublin'de yapılan Dublin 39. Dünya Arıcılık Kongresi'nde (Apimondia) Aplika labaratuarı yetkililerince sunulan 114B numaralı tebliğdeki bilgiler bu durumu teyit etmektedir.

Gelişmeler Türk ballarının AB ambargosu ile karşılaşabileceğini göstermektedir.

Diğer yandan dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan ve sadece Türkiye'ye mahsus olan petekli bal tüketimi ile daha büyük bir risk yaşanmaktadır. Türkiye'de maalesef naftalin kalıntısız temel petek bulunmamaktadır. Bu naftalinli temel petekler balla tüketilmektedirler.

Ticari Şekerlerle Sahtecilik
Yürürlükte olan bal kodeksinde çay şekeri sakkaroz oranının çiçek ballarında en çok % 5, olabileceği belirtilmiştir. Uzun yıllardır bazı üreticilerin özellikle petekli bal üretimi için kolonilerini bal üretim sürecinde de sakkarozla besledikleri görülmektedir. Dolayısı ile ballarda sakkaroz oranı % 50 seviyelerine doğru artmaktadır. Petekli bal piyasası açısından önemli bir merkez olan Erzurum'da bal dükkanlarında ballar şekerli ve şekersiz ballar olarak ayrılmakta ve değişik fiyatlardan satılmaktadır. Ancak, bu şekerli besleme ile üretilen ballara arılar vücut enzimlerini de kattığından bu sahtecilik klasik analizlerle kolay anlaşılamamaktadır.

Tarım Bakanlığı'nın klasik şeker laboratuarları kendilerini yenileyememiş ve bu tahşişi belirlemekte yetersiz kalmıştır. Bu eksikliğin üreticiler tarafından fark edilmesi ile tahşiş artmıştır. Üreticiler son yıllarda sakkarozun yerine daha ucuz olan ticari glikoza ve fruktoza yönelmişlerdir. Bu sahtecilik dahada yaygınlaşarak hiç arı görmemiş ticari şekerler doğrudan bal diye satılır olmuştur. 2004 yılının ikinci yarısında medyada sahte bal ve balda kalıntı haberleri arttıkça Tarım Bakanlığı piyasadan aldığı bal örneklerini ticari şeker içerikleri açısından 2004 yılı sonuna kadar Ege Üniversitesi ARGEFARM laboratuarına göndererek balda ticari şekerleri belirleyen:C-13 analizi yaptırmıştır ve ticari şeker içeren balları ambalajlayan bazı firmaları açıklamıştır.

Bu açıklamadan sonra bal satışları durmuştur. Tahşişli ve tahşişsiz ballar üreticilerin ve bal tüccarlarının ellerinde kalmıştır. Halen bu balların büyük bir kısmı depolardadır.

Yürürlükteki kodekste balda ticari gılikoz ve fruktoz bulunmaz denmesine rağmen ticari gilikoz ve fruktoz yıllardır balın tahşişinde kullanılmıştır vehalen de kullanılmaktadır.


Ticari şekerleri belirleyebilen C-13 analizleri Tarım Bakanlığı'nın sadece Ankara İl laboratuarında 2005 yılının başında başlatılabilmiştir. Analiz ücretleri ise şikayette bulunacak tüketici vatandaşların ödeyemeyeceği kadar yüksektir.
Bu arada anlaşılmayan bir nedenle bal kodeksinin ticari şekerlerle ilgili invert şeker maddesi bakanlık tarafından yürürlükten kaldırılmıştır. Yürürlükteki kodekste invert şeker maddesinin kaldırılmasından sonra, yeni kodeksin hazırlanıp yürürlüğe girmesine kadar doğan boşluktan tahşişli bal satanların yararlanacağı görülmektedir.

Diğer yandan, Tarım Bakanlığının bazı taşra teşkilatları arıcıların arılıklarında, ahırlarında, samanlıklarında didik didik ticari glikoz ve fruktoz aramaktadır. Ancak, bir takım firmalar F-85 içeren ticari fruktozu arı yemi olarak reklamlar ve broşürlerle açık açık pazarlamaktadırlar. İnci arı yemi bu ticari fruktozlardan birisi olup Türkiye'nin 25 ayrı merkezinden arıcılara dört yıldır pazarlanmaktadır. Tüm uyarılara rağmen hiçbir önlem alınmamış bulunmaktadır. Bu F-85 fruktozun orijini GDO'lu (Genetiği değiştirilmiş organizma) mısır nişastasıdır!

Ticari glikoz ve fruktozun piyasa değeri 1 YTL civarındadır. Bu sanayi ürünleri doğrudan veya doğal balla karıştırılarak en az 7-8 YTL'na satılmaktadır. Bu durum doğal bal üreten ve pazarlayanların aleyhine haksız bir rekabet yaratmaktadır. Nitekim binlerce doğal bal üreticisi arıcı ürettiği balı maliyetinin altında satmak mecburiyetinde kaldıkları için üretimden vazgeçmişler ve arıcılığı bırakmışlardır.

Diğer taraftan bal diye ticari fruktoza en az 7-8 YTL / kg para ödeyen tüketici kandırılmaktadır.

Vitrinde bal diye satılanların yanlışını ve doğrusunu ayırdedebilen teknik bilgi laboratuar donanımı ve teknik eleman Tarım Bakanlığın da mevcuttur. Yapılması gereken bu imkanların müstakil laboratuarda bir araya getirilmesi yanlışı ve doğruyu belirleme iradesinin gösterilmesidir. Bu irade gösterildiğinde Türkiye arıcılığı ve arıcısı kurtulacak, tüketici ise kandırılmadan doğru balı yiyebilecektir.
Tarım Bakanlığı eğitimdeki, damızlıktaki, arı sağlığındaki ve bal kalite kontrolündeki bu çarpıklıkları mutlaka düzeltmeli, üreticiyi ve tüketiciyi koruyacak akılcı tedbirleri almalıdır.


TEMA Vakfı
Arıcılık Çalışmaları:

Türkiye Erozyonla Mücadele,
Ağaçlandırma ve Doğal
Varlıkları Koruma Vakfı :
Bir gönüllü kuruluş.

Ana amacı erozyon, ağaçlandırma ve doğal varlıkların korunmasında kamuoyu bilinci yaratmak. 260 bin gönüllü üyesi var. Kuruluş amacına uygun konularda örnek projeler uyguluyor. TEMA Vakfı arıcılığı bitkisel üretimin, ormancılığın, mera ıslahının ve kırsal kalkınmanın çok önemli bir unsuru olarak görmektedir. Bu nedenle arıcılığın yukarıda bahsedilen sorunlarının bölge bazında hatta ülke bazında çözümünde model olabilecek aşağıdaki projeyi hayata geçirmiş bulunmaktadır.

Artvin- Borçka - Camili
Doğal Varlıkları Koruma
Amaçlı Kırsal Kalkınma
Projesi

TEMA Vakfı'nın uyguladığı örnek projelerden birisi. "Artvin-Borçka-Camili Havzası Doğal Varlıkları Koruma Amaçlı Kırsal Kalkınma Projesi". Camili havzası Türkiye'nin dağlık Kuzeydoğu bölgesinde, Karadeniz' den 50 km içerde, Gürcistan sınırında. 27.000 hektar alanı olan bir havza. Yıllık yağış 2500 mm. civarında. Üç tarafı dağlarla çevrili. Akarı Gürcistan'a giden iki akarsuyu var. Gürcistan'a geçidi yok sınır kapalı. En düşük noktanın rakımı 400 m. Vadinin üst kesimindeki en yüksek nokta, Karçal Dağı 3415 m. Havza çok yoğun ormanlarla kaplı. Ballı bitkilerce çok zengin. Mart ayından itibaren çiçeklenme başlıyor. Havzadaki önemli ballı bitkiler Karayemiş, Orman Gülü, Kestane, Ilhamur, Böğürtlen, Yabanmersini, Ahududu, Karahindiba, Ballıbaba, Adaçayı ve Üçgüller.

Camili Havzası
Vadi çok yoğun ormanlarla kaplı.
Vadide 3-4 asırlık ağaçlar bulunmakta.
Dağ yolu kışın 3-4 m. karla kapanmakta çığ riskinden dolayı açılamamaktadır.
Şelale: Havzada doğa harikası yerler mevcut.
Havza çok yüksek dağlarla çevrilidir. Dağlarda yaylalar vardır. Ana arı üreticileri ve arkada Camili havzası.

Havzanın Sosyal ve Ekonomik Yapısı
Vadiye ulaşım sadece yaz aylarında mümkün. Kış aylarında dağ yolunu kar kapatıyor. Çığ tehlikesinden dolayı yolda kar temizliği yapılamıyor ve vadiye gidilemiyor. Vadide 6 köy var. Köylerde yaz aylarında 300, kış aylarında 150 aile yaşıyor. Kış aylarında hastalar Batum üzerinden Sarp kapısına geçiriliyor.

Hayvanı olmayan aileler kış aylarında Borçka İlçesi'nde yaşıyorlar. Bu aileler ilkbaharda tekrar köylere geliyorlar. Genellikle ailelerin 1-2 inekleri, 5-10 dekar tarlaları var. Tarlalarda mısır ve sebze yetiştiriyorlar. Bu ürünler ailelerin kendi tüketiminde kullanılıyor. Bunların yanısıra ailelerin ceviz, elma, armut ve kiraz gibi meyve ağaçları var. Bunlar da aile tüketiminde kullanılıyor. Bazı ailelerin fındık bahçeleri var, fındık kısmen pazara gidiyor. Aile başına ortalama yıllık gelir 1500 YTL civarında. Bu zor şartlar altında yaşayan insanların pek çoğu büyük kentlere göç etmekteler.

Geleneksel Arıcılık
1998 yılında vadide 2400 koloni tespit edildi. Bu kolonilerin % 50'si ormanda ağaçların tepesinde geleneksel kovanlarda idi. Geleneksel kovanlar yaklaşık 100 cm uzunluğunda, 50-100 cm çapında ılhamur ağacından oyulmuş çerçevesiz kovanlar. Evlerin yakınlarındaki arılıklardaki kolonilerin de yarısı geleneksel kovanlardaydı. Ormandaki kovanların ağaçların tepesinde tutulmalarının nedeni ayıların tahribatından korumak. Bu kolonilerden bal hasat etmek için sadece Ağustos veya Eylül ayında ağaçlara tırmanılmakta ve bal hasat edilmekte. Havzadaki kolonilerin ortalama bal verimi 20-30 kg. civarinda. 80- 100 kg. bal veren ekstrem koloniler de mevcut.

Arılıklar yaban hayvanlarına karşı korunaklı.
Havzadaki kara kovanların yarısı ağaçların tepesinde. Uzmanın kara kovanı incelemesi.

Havzanın İzolasyonunun Sağlanması
Yapılan incelemelerde vadinin arılarının saflığı tespit edildi. Oysa bu vadinin dışındaki bölgelerde Kafkas arısı genelde melezlenmişti. Türkiye'de tüm kolonilerin saf olduğu başka bir bölge kalmamıştı. Bu vadide kolonilerin tamamının saf olarak kalabilmesinin nedeni geçmişte insan eli ile dışardan bu vadiye hiç bir şekilde koloni getirilmemiş olması idi.

Vadinin üç taraftan arıların uçamayacağı kadar yükseklikte dağlarla çevrili olması da doğal oğul geçişlerini engellemişti. Vadinin Gürcistan'a açık yönünde ise sınırdan 30 km mesafeye kadar olan alanda koloni hareketinin olmadığı tespit edildi. Vadinin tamamındaki kolonilerin Saf Kafkas olmaları vadinin bundan sonra da melezlenmeden korunmasının önemini ortaya çıkardı. Diğer taraftan Türkiye arıcılığının bu korumaya ihtiyacı bulunuyordu.

Bu vadide doğal çiftleşme ile Saf Kafkas Ana Arı üretmek mümkündü. TEMA Vakfı bu vadide hem Saf Kafkas arıların hem de diğer biyolojik varlıkların korunması için harekete geçti. Artvin Valiliği'ne, Çevre ve Orman Bakanlığı'na, Tarım Bakanlığı'na ve askeri makamlara müraacat edilerek birlikte koruma ve değerlendirme önerisinde bulunuldu. İlgili kuruluşlarla vadinin korunmasına karar verildi. Havzaya dışardan arı ve her türlü biyolojik materyalin girişi yasaklandı.

Vadi Gürcistan sınırına sıfır noktada. Bu nedenle vadiye giriş ve çıkışlar askeri kontrol altında. Bu havzada oturmayanların havzaya girmek için askeri makamlardan izin alma zorunluluğu var. Dışardan koloni girişi bu kontrollerle önlenmekte. Ayrıca vadi halkı da korumanın yararı konusunda bilinçlendirilmiş ve korumaya yardımcı olmaktadır. Çevre ve Orman Bakanlığı da Dünya Bankası kaynakları ile bu alanda doğal varlıkları korumaya yönelik çalışmalar başlatmış bulunmaktadır.

Uygulanan Entegre Proje
TEMA Vakfı Kafkas Arısı'nın ve diğer biyolojik varlıkların korunmasına yönelik Doğal Varlıkları Koruma Amaçlı Kırsal Kalkınma Projesini uygulamaya koymuştur. Projenin temel ilkesi orada yaşayan insanlara gelir getirecek imkanlar sağlayarak onların yoksulluk nedeni ile doğal varlıkları tahrip etmelerini önlemektir.

1998 yılından bu yana başta arıcılık olmak üzere ekoturizm ve ekolojik tarımsal üretim çalışmaları her yıl geliştirilerek büyütülmektedir. Bu faaliyetlerin entegre olarak yürütülebilmesi için havzaya bir araştırma eğitim ve konaklama tesisi kurulmuştur. Doğal kaynakları tüketmeden sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirildiği örnek bir uygulama ortaya konulmuştur.

Havzadaki Kolonilerin Özelliklerinin Belirlenmesi

Ahmet İnci'nin Tespitleri:
1998 yılının Nisan ayında havzaya giden Ahmet İnci havzada 2400 koloninin varlığını tespit etti. Bu kolonilerin %50'sinin ağaçların tepelerinde geleneksel kovanlarda olduğunu belirledi. En önemli bulgu ise havzadaki tüm kolonilerin işçi arılarının abdomen halkalarının renklerinin siyah olduğu idi. Gözlemlenen 300 koloninin hepsi de siyah abdomen halkalı işçi arı ihtiva eden kolonilerdi. Havzada hiç bir kolonide sarı abdomen halkalı işçi arılar bulunmuyordu. Bunun anlamı havza melezlenmemişti. Bu durum TEMA Vakfı'na ve bilimsel çevrelere rapor edilerek havzanın korunması ve bu havzada Saf Kafkas Ana Arı üretimi yapılması önerildi.

Diger Bilimsel Çalışmalar:
a. ODTÜ Biyoloji Bölümünden A.Kence, M. Kence, İ. Kandemir: Morfometrik ve izoenzim çalışmaları ile Camili arılarının Kafkas Arısı'nın bir ekotipini oluşturduğunu belirledi.
b. OMÜ Ziraat Fakültesinden A. Güler: Camili arılarının morfolojik değerleri ile Kafkas Arısı'nın bir ekotipini oluşturduğunu belirledi. Bu TÜBİTAK çalışması ile A. Güler de A. Kence'leri teyit etti.
c. O. Kaftanoğlu, A. Güler: Camili havzasından ve Camili havzasına komşu havzalardan alınan örneklerin morfolojik değerlerinin diskriminat analizlerinde Camili arılarının ayrı bir grup oluşturduğunu tesbit ettiler.
d. ODTÜ'den Çağrı Bodur: Yaptığı DNA analizleri ile Camili Arılarının saflıklarını teyit etti.

Seleksiyon Çalışmaları
Program Ahmet İnci tarafından yürütülmektedir. Yukardaki çalışmalarla Morfolojik, İzoenzim ve DNA özellikleri belirlenen ve İzolasyonu sağlanan Kafkas Arısı'nın bu Camili Ekotipinin bal verimi ve diğer fizyolojik özellikleri yönünden seleksiyonuna geçilmiştir. Havzadaki kolonilerin bal verimleri yıldan yıla değişmekle birlikte ortalama bal verimi 20 -30 kg. arasında bulunmaktadır. Bu kolonilerin arasında 70 - 80 kg bal veren çok verimli koloniler olduğu gibi ortalamanın altında 3 - 5 kg bal verenleri de var. Verimde fevkalade bir değişiklik görülmektedir. Bu kadar yüksek değişikliğin nedenleri; ağaçların tepesinde olan kara kovanlara hiç bakım ve beslemenin yapılamaması, arılıklarda olan kara kovanlara sadece varroa ilacı vermenin dışında hiç müdahele edilmemesidir. Kolonilerin ana arılarının genç ana arılarla değiştirilememesi de ortalama verim düşüklüğünün önemli nedenlerinden birisidir. Çerçeveli kovanlardaki kolonilerde bakım ve besleme teknikleri ise yok denecek kadar azdır.

Varyasyonun bir başka ve önemli sebebi ise genetik nedenlerdir.
Camili havzasında önceki yıllarda tesbit edilen en yüksek bal verimli yani en az 70-80 kg bal veren koloniler ana arı üretiminin damızlık kolonilerini oluşturmaktadır. Ana arı üretiminde kullanılan larvalar bu kolonilerden alınmaktadır. Havzada doğal döllenen ana arılar için teorik olarak 80 kg. lık ana hattı ile havzanın ortalaması olarak kabul edilebilecek 20 kg. lık baba hattının toplamının yarısı kadar bal verim özelliği taşıyacağı söylenebilmektedir. Seleksiyon programındaki en önemli husus, ana arı üreten işletmelerde kolonilerin ana arılarının üretilen ana arılarla değiştirilmesidir. Böylece ana arı üreten işletmelerin kolonilerinin erkek arıları ilerleyen yıllarda 70-80 kg kapasiteli erkek arılar olmaktadır. Bilindiği gibi erkek arıların tüm özellikleri ana arılardan geçmektedir. İlerki yıllarda ana arı üretim işletmesinde üretilen ana arıların anaları 80 kg babaları da 80 kg olmaktadır.Ancak bu teorik sonuca pratikte % 100 ulaşmak mümkün olmamaktadır. Bilhassa çevrede bulunan kara kovanlardaki ana arıların değiştirilemeyişi bu teorik sonuca ulaşmayı engellemektedir. Havzanın kolonileri hakkındaki ilk tespit 1998 yılında yapılmış ve verim bilgileri koloni sahiplerinin ifadelerine dayandırılmıştır. 1999 yılında havzada ana arı üretimine geçildiğinde Camili merkezinde Macahel A.Ş.'nin, Özden Gülbin'in Kayalar köyünde Ömer Güner'in, Efeler köyünde Nazım Kahya'nın ve Uğur köyünde İbrahim Zenginin arılıklarının en verimli kolonileri seçilerek larva alınacak koloniler olarak tesbit edilmişlerdir ve üretime başlanmıştır. 2000 yılında tüm havza kolonilerinin en verimlilerini tespit çalışmaları başlatılmıştır. Daha önceki yılların verimleri hakkındaki bilgilere ilave olarak 1999 ve 2000 yıllarının gerçek verim bilgileri ile havzanın en verimli kolonileri belirlenmiştir.

Macahel A.Ş. bu verimli kolonileri sahiplerinden satın alma teklifinde bulunmaktadır.
Satmaya razı olanlardan bu koloniler satın alınarak Macahel A.Ş.'nin kolonilerine katılmaktadır. Sahipleri ikna edilemeyen koloniler, sahiplerinde kalmakta; sahiplerinde kalan bu kolonilerden Suni Tohumlama laboratuarına erkek arılar alınmaktadır. Bölgede belirlenen en yüksek performanslı 50 koloni Macahel A.Ş. tarafından satın alınarak Macahel A.Ş.'nin arılığına edindirilmiştir. Yine belirlenmiş bir kısım yüksek verimli koloni de satın alınarak ana arı üretimine yeni başlıyor olanlara damızlık koloni olarak kullanmaları için verilmiştir. Diğer yandan yüksek verimlilikleri saptanmış ancak satın alınamayan bir kısım kolonilerden larvalar alınarak Macahel A.Ş.'nin arılığında ana arı yetiştirilmiştir. 2004 yılına kadar süren bu çalışmalar sonucu Macahel A.Ş. nin arılığında yüksek verimli 100 adet selektif koloni oluşmuştur. Halen üreticilerin elinde de en yüksek verimli koloniler olarak belirlenen ve damızlık koloni olarak kullandıkları 50 adet koloni bulunmaktadır. Diğer yandan havzada geleneksel arıcılık devam ettirilmektedir. Geleneksel arıcılığın kara kovanları hemen hemen her arılıkta bulunmaktadır. Havzadaki kara kovanlardan en verimli 30 adedi belirlenmiş ve kontrol altındadır. Bu kara kovanlardan, genelde suni tohumlama laboratuarına erkek arılar alınmaktadır. Bal verimliliğine ilaveten hırçınlık, kışa dayanıklılık, propolis toplama, kovan temizleme, ilkbahar gelişme hızı, hastalıklara dayanıklılık açısından da seleksiyon programı devam etmektedir.


Suni Dölleme Çalışmaları
Suni dölleme laboratuarı 2001 yılında kurulmuş ve suni döllenmiş ana arı üretimi başlatılmıştır. Seleksiyon programı ile belirlenmiş yüksek verimli kolonilerden üretilen ana arılar yine yüksek verimli kolonilerin erkek arıları ile döllenmektedirler. Bu çalışmada baba koloni net olarak bilinmektedir. Laboratuar 2001 yılında geçici olarak bir ahşap binada sisteme sokulmuş, 2003 yılının Ağustos ayında Camili köyünde A. Nihat Gökyiğit Araştırma, Eğitim ve Konaklama Merkezi'ndeki yerine taşınmıştır. ODTU ile birlikte yürütülen sperm saklama çalışması sonuçlarına göre spermler 15 günlük süreçte güvenle muhafaza edilebilmektedir. 180 mg. 'ın altında doğum ağırlığı olan ana arılar operasyona alınmamaktadır. 215 mg.'ın altındaki ana arılar kullanıma verilmemektedir. Süper Saf Kafkas Ana Arıların yetiştirildiği merkez işletmede akrabalığı önlemek için ilk yıldan bu yana kayıtlar titizlikle tutulmaktadır. Bu süreçten sonraki aşamada hat melezi (inbreeding) çalışmalarına geçilecektir.

Suni döllenmiş ana arı.
Suni dölleme laboratuarı.
Suni Döllenmiş Ana Arıların Kullanılması:
Camili havzasında MACAHEL Arıcılık A.Ş. nin selektif kolonilerinden üretilen ana arılar, selektif üretici kolonilerinden alınan erkek arılarla suni döllenerek Camili dışındaki sözleşmeli ana arı üreticilerine verilmektedir.
Camili havzasında ana arı üretimi yapan üreticilerin selektif kolonilerinden ürettikleri ana arılar diğer üreticilerin selektif kolonilerinden alınan erkek arılarla döllenmekte ve ana arıları üreten işletmeye geri verilmektedir.

Gençlerin Ana Arı Üretimi İçin Eğitilmeleri
Bölgede yaşayan ana arı üretmeye istekli bay veya bayan gençler seçilmekte ve ana arı üretebilecek düzeyde eğitilmektedirler. Eğitimleri ana arı üretimini bilen profesyonel kişiler vermektedir. Önce bir aylık sürede toplu olarak teorik arıcılık ve ana arı üretimi bilgileri verilmektedir.

Teorik eğitimde başarılı olanlara minimum 5 koloni ve 20 adet çiftleştirme kutusu verilmektedir. Çiftleştirme kutuları ana arıların kışlatılabildiği iki bölmeli olarak dizayn edilmiştir. İşbaşı eğitimi; verilen bu koloni ve ekipmanlarla yapılmaktadır. İşbaşı eğitimine katılanlar köylerinde yaşamaktalar. Eğitim ve üretim her katılımcının kendi evinin önünde veya bahçesinde yürütülmektedir. Teknisyenler her katılımcıyı en geç 2 günde bir ziyaret etmektedirler. Ziyarette kursiyerlerin yaptıkları işleri düzenli olarak kontrol etmekteler. Görülen eksiklikler düzeltilmektedir. Teknisyenin yetkisini aşan durumlarda devreye danışman ve yönetim girmektedir.

1998 yılında ilk grupta 13 genç eğitildi. 2002 yılında hem vadide hem de vadi dışından ağırlıkla Borçka'dan 15 genç daha programa alındı ve eğitildiler. 2004 yılında bunların 23 adedi üretim yaptı. 2005 yılında Avrupa Birliği desteği ile vadiden 10, vadi dışından, Borçka'dan ve Artvin'den 50 genç programa alındı ve eğitildiler.

Genç ana arı üreticilerine teorik eğitim. Ana arı üreticilerinin iş başı eğitimi.
Organizasyon
TEMA Vakfı'nın ortak olduğu MACAHEL Arıcılık A.Ş. adlı bir şirket kuruldu. Şirket hisselerinin çoğunluğunu TEMA Vakfı ve Vakfın Yönetim kurulu başkanı A. Nihat Gökyiğit satın aldı. Nihat Gökyiğit hisselerinden bir kısmını peyder pey üretime yeni girenlere devretmektedir. Böylece zaman içinde üreticilerin şirketteki sermayesi yönetimde söz sahibi olmalarını sağlayacaktır. Şirket üreticilere ana arı üretecekleri kolonileri, çiftleştirme kutuları, temel petek, besleyiciler ve varroa mücadelesinde kullanılan ilaçlar gibi girdileri vermektedir. Şirketin üretimi sürekli izleyen yöneticisi ve teknik elemanları, seçilmiş 100 koloniden oluşan Saf Damızlık Ana Arı üretim işletmesi, sunni tohumlama laboratuarı ve ana arı kalite kontrol ve pazarlama departmanı var.
Havzanın kaderini değiştirecek arıcılık araştırma, eğitim merkezi. Macahel Arıcılık A.Ş. bir köy evinde faaliyetlerine başladı.
TEMA Yöneticileri arıcılarla durum değerlendirmesinde. AB Türkiye Temsilcisi Büyükelçi Sn. Hans Kretschmer havzayı ziyaretinde bir köy evinde Artvin Valisi ve TEMA yöneticilerine gördüklerinden çok memnun kaldığını belirtti.
Avrupa Birliği Kaynakları ile Eğitimin Genişletilmesi
TEMA Vakfı yürüttüğü bu ana arı üretimini genişletebilmek ve organik bal üretimi için Avrupa Birliği'nden eğitim giderlerine destek istemiştir. Öneri incelenmiş ve 60 işsiz gencin eğitilmesi ve 40 arıcının organik bal üretimine geçirilmesi için destek sağlanmıştır.

Sağlanan destek 130.000dur. Bu kaynakla teknik elemanların işletmelere gidiş gelişleri için araçlar kiralanmış, teknisyenlere ücret ödenmiş, her ana arı üreticisi adaya 5 adet koloni ve 20 adet çiftleştirme kutusu verilmiştir. Bu gençler 2005 Ocak ayından başlayarak teorik eğitime alınmışlardır. Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında da işbaşı eğitimleri tamamlanmıştır. Şimdi üretim yapmaktadırlar.

Diğer yandan bölgede bulunan geleneksel bal üreticilerinden 40 arıcı organik bal üretimi için eğitilmişlerdir. Bu üreticilerde uluslararası sertifikasyon firmalarının denetiminde üretime başlamışlardır.

AB fonlarından destek alan projede hanımlar teorik ana arı eğitimindeler. AB fonlarından destek alan projede, organik bal üretimi eğitimi verilen arıcılar.
Ana arı üretimi işbaşı eğitiminde teknisyenle kursiyer bire bir uygulamada. Organik bal üretimi iş başı eğitiminde teknisyenle arıcı bire bir arılıkta.

Ana Arı Üretimi ve Gelir
Bir sezon boyunca ana arı üretimi için eğitilmiş gençlere ikinci yıl üretebileceği ana arı oranında koloni edindirilmektedir. Genelde bu ana arı üretici adayları eğitimden sonraki ilk yılda beher koloniden 20-25 ana arı üretebilmekteler. Üretimin ikinci yılında koloni başına üretim 30-35 adede yükselmektedir. Üretim daha ilerdeki yıllarda kişinin yeteneklerine paralel artmaktadır. Koloni başına yıllık 60 ana arı üretebilen üreticiler bulunmaktadır. Tecrübeli üreticiler 50 koloni ile yıllık 2.500 ana arı üretebilmektedirler. Camili vadisinde üretilen ana arılar Saf Kafkas, vadi dışında üretilen ana arılar Artvin melezi olarak vasıflandırılmaktadır.

1999 yılında 2000,
2000 yılında 3000,
2001 yılında 4000,
2002 yılında 4500,
2003 yılında 6000,
2004 yılında 7000 ana arı üretilmiştir.

2004 yılında üretim yapan 23 aile ürettikleri 7.000 ana arıdan 140.000 YTL gelir elde etmişlerdir. Vadide üretilen Saf Kafkas Ana Arıların adedi 20 YTL'na, vadi dışında üretilen, saflığı garanti edilemeyen ve Artvin melezi olarak vasıflandırılan ana arıların adedi 15 YTL'na satılmıştır.
2005 yılında mevcut 23 ailenin üretimleri 14.000, AB fonlarıyla eğitilenlerin üretimleri 3.000 adet olmak üzere toplam 17.000 adet yüksek vasıflı ana arı üretilmiştir. Toplam 350.000 YTL gelir elde edilmiştir.
Geleneksel faaliyetler sonucu aile başına yıllık ortalama 1500 YTL civarında olan gelire karşın, 20 koloni ile yılda kolayca 1000 ana arı üreten bir aile 20.000 YTL gelir elde edebilmektedir.

Saf Kafkas Ana Arılar kendi ana arılarını kendileri üreten arıcılara damızlık olarak tavsiye edilmektedir. Ana arı sorununu kökten çözecek sistem de budur.
Artvin Melezi Ana Arılar soğuk bölgelerdeki bal üreticilerine tavsiye edilmektedir.

Vadide kışın bir günde 50-70 cm kar yağdığı görülür. Ana arı üretimi ve havzanın korunması hakkında vadi sakinleri bilgilendiriliyor.
Yılda 500 ana arı üreten bir işletme.
Yılda 1000 ana arı üretebilen bir işletme.
Çiftleşmiş ana arı yavruları.
Ana arıların tartılması: 180 mg altındaki ana arılar satışa verilmemektedir.
Satışa sunulan ana arılar.
Organik Bal Üretimi Sağlanan Gelir ve Balın Pazarlanması:
Macahel havzasında ve Artvin genelinde üretilen ana arılarla desteklenen arıcılarımızdan ballarının pazarlanması doğrultusunda da talepler gelmiştir. Bu talepler değerlendirilmiş ve entegrasyonun sağlanması açısından böyle bir girişimin yararlı olacağı görülmüştür. Ağırlıkla TEMA Vakfı yönetim kurulu üyelerinin katılımı ile TÜMARI A.Ş kurulmuştur. TÜMARI A.Ş'ne TEMA Vakfı tarafından; katkısız ve ilaç kalıntısız bal üretimi için eğitilen üreticilerin ürettikleri saf ve organik ballarını pazarlama görevi verilmiştir. Bu program doğrultusunda TEMA Vakfı'nın teknik kadroları 30 koloninin üstünde kolonisi olan arıcılara duyuru yaparak toplantılar yapmaktadır. Toplantılarda saf ve organik balın üretim koşulları anlatılmakta ve isteyen gönüllü üreticiler programa alınmaktadır. Program 2 haftalık teorik eğitim olarak başlamakta, teorik eğitimde başarılı olanlar üretim sezonu boyunca teknik takibe alınmaktadır. Sözleşme yapılan arıcılara organik temel petek, kek, organik üretim için izin verilen ilaçlar ve organik üretime uygun hijyenik arıcılık malzemeleri ve bal kapları verilmektedir. Programa dahil olan üreticiler TEMA Vakfı'nın teknik elemanı tarafından 10 günlük periyotlarla kontrol edilmekte ve girdileri işletmelerine kadar götürülmektedir. Bu ziyaretlerde işletme kayıtları tutularak her arıcının kayıtlara endeksli bal üretimleri belirlenmektedir. Diğer yandan bu arıcılar uluslararası organik üretim sertifikasyon firmalarına önerilmektedir. Hasadı müteakip her arıcıdan alınan bal örnekleri arıcı bazındaTÜBİTAK' a gönderilerek ticari sakkaroz, glikoz ve früktoz analizleri ve kalıntı analizleri yaptırılmakta, paraları TÜBİTAK'tan olumlu sonuç geldiğinde ödenmektedir. Uygulamanın birinci yılında üretilen ballar saf bal, ikinci yılda organik bal olarak tüketiciye arz edilmektedir.
İsviçre sertifikasyon firması İMO ile çalışılmaktadır.
Ballar TEMA ve SAKLICENNET etiketleri ile pazarlanmaktadır.
Arıcıların geneli kışın Artvin'in vadilerinde kışlayıp Haziran ayı sonuna kadar kestane ve ılhamur balı üretmekteler. Haziran sonunda Ardahan ve Kars yaylalarına çıkarak, ağırlıkla Üçgül, Adaçayı, Kır Yoncası, Kekik ve Geven balı üretmekteler. Önerilen arıcılık tekniklerini uygulayan yani her yıl ana arı değiştiren, bakım ve beslemeyi teknik kurallara uygun yapan, doğru ilacı doğru zamanda veren ve uygun yer seçen bilinçli arıcılar kovan başına ortalama 50 kg'ın üzerinde bal üretebilmektedirler. 2005 yılı için programda olan arıcıların organik ballarından kestaneye 15 YTL/kg, yaylada üretilenlere 10 YTL/kg alış fiyatı uygulanmaktadır. 50 kolonisi olan bir arıcı minimum 50 x 50 kg/koloni = 2500 kg x 10 YTL/kg = 25.000 YTL gelir elde edebilmektedir.
Organik bal üretimine; ilkbaharda, yeni kovan, bölme koloni, genç ana arı, organik temel petekle başlanmakta. Doğru bakım ve besleme, uygun yer seçimi ile ağustos'da koloni başına ortalama 40 kg bal üretilebilmekte.
Deneyimli bir arıcı, uygun bakım besleme, her yıl değiştirilen Kafkas melezi Ana Arılar, doğru yer seçimi ile koloni başına ortalama 50 kg saf bal üretebilmektedir. Sertifikasyon firması IMO eksperi arılıkları kontrolde.
Organik bal üretimine geçiş arılığı. Bal hasadına hazır bir koloni. Organik bal üretiminde süzülecek ballar.
Organik sofralık bal hasadı: Organik sertifikalı temel petek, sofralık petekli bal.
Projeksiyonlar
TEMA Vakfı yerel ve uluslararası kaynaklarla Artvin ve çevresindeki illerde arıcılık eğitimini genişleterek devam ettirecek, önümüzdeki 5 yıl içinde 500 genci arıcılık ve ana arı üretimi için eğitecektir. Böylece yıllık ana arı üretimi 250.000 adede çıkarılacaktır.
Ayrıca Artvin ve çevresindeki coğrafyada organik bal üretimini 500 adet arıcı ile yapmayı, 5 yıl içinde 500 ton organik bal üretimine ulaşmayı hedeflemektedir. Böylece Ana Arı ve organik bal üretiminde toplam 1000 kişi kendi işinde istihdam edilmiş, insanlara doğdukları topraklardan göç etmeden yaşama imkanları sağlanmış olacaktır.
Diğer yandan üretilen ana arılarla tüm Türkiye genelinde kolonilerin bal verimlerinin artması sağlamaktadır.

Yorum (2) Yorum yaz!

TEMA VAKFININ CAMİLİ KIRSAL KALKINMA PROJESİ

27/3/2008 ·

Seleksiyon ve Suni Tohumlama Çalışmaları:

Özet

Ahmet İnci tarafından yürütülen bir programla, Artvin - Borçka - Camili izole bölgesinde bulunan Saf Kafkas Kolonilerin en yüksek verimlileri 5 yıllık bir izleme sonucu belirlenmiş ve çalışmalar devam etmektedir. Tespit edilen en yüksek verimli kolonilerden alınan larvalardan üretilen ana arılar yine en yüksek verimli başka kolonilerden alınan erkek arıların spermleri ile döllenmektedirler. Dölleme işlemi Camili’deki TEMA Vakfı’nın suni tohumlama labaratuarında geliştirilmiş en son teknikler kullanılarak 15 yıllık deneyimli elemanlarca yapılmaktadır. Bu ana arılar Super Kafkas Ana arılar olarak ana arı yetiştiricilerimizin hizmetine verilmektedir.

İki önemli ırkın işçi arıları : Solda sarı renkli İtalyan arısı, sağda siyah renkli Karniol arısı Orta Anadolu' nun sarı rekli orijinal arısı
Karniol arısı
İtalyan hibriti altın arılar
Saf Irk Arılar:
Saf ırk olarak vasıflandırılan arılar; hem dünya üzerinde orjinal olarak bulundukları bölge itibarı ile hem de fizyolojik ve morfolojik özellikleri nedeni ile diğer ırklardan ayrılırlar. Saf ırklar ortak vücut özelliklerine sahiptirler. Bal arısı ırkları doğal seleksiyon sonucu oluşmuşlardır. Tek örnektirler. Her ırk doğal çevresine uyum sağlamıştır. Saf ırk arılar birbirleri ile çiftleştiklerinde, yavrular sürekli her kuşakta ana ve babanın genetik karakterlerini tam olarak gösterirler.
Herhangi bir bölgenin arılarına saf diyebilmek için o bölgede bulunan tüm kolonilerin işçi arılarının tamamında ırk özelliklerinin görülebilmesi gerekir. Kullanımda ise saf ırk koloniler, en az 4 kuşak yetiştirmede hiçbir genetik değişiklik göstermeyen, tecritli bölgelerde veya suni tohumlama ile döllenen ana arıları ihtiva eden arı kolonileridir.
Kafkas arısı (Apis mellifera caucasica), Karniol arısı (Apis mellifera carnica), İtalyan arısı (Apis mellifera Italica) dünyaca bilinen önemli bal arısı ırklarıdır. Her ırkın farklı morfolojik özellikleri bulunmaktadır.

Melezlenme Genetik Kirlenme Nedir?
Bal arıları, biyolojileri gereği uçarken çiftleştikleri için çok kolayca melezlenmektedirler.
Doğal döllemede erkek arılar ana arının salgıladığı feremon hormonunu 12-18 km mesafeden algılayarak ana arıları bulur ve uçarken döllerler.
Melezlenme herhangi bir yörede bir veya birkaç ana arının başka ırktan erkek arılarla döllenmesi ile başlar ve arıların döllenme biyolojileri nedeniyle zamanla tüm yöre melezlenir. Arı biyolojisinin bu özelliğinden dolayı melezlenme çok hızlı bir şekilde tüm kolonilerde meydana gelmektedir. Herhangi bir havzada bir kaç koloni melezlenmiş ise o havzada melezlenmeyi durdurmak mümkün olmamaktadır. Saf ırk ve lokal ekotipler melezlendiğinde özelliklerini kaybetmekte ve melez nesillerden bir daha saf nesiller üretilememektedir.
Ülkemizde gezginci arıcılığın çok yoğun olarak yapılması nedeni ile melezlenme çok zararlı boyutlara ulaşmış, bazı lokal ırklar ve ekotipler kaybolmuşlardır. Bu durumun sonucu, ileri kaşaklarda (generasyon) verimsiz ve dejenere melezler ortaya çıkmıştır. Gezginci arıcılık yüzünden Türkiye’deki arı ırklarını büyük bölümü genetik kirlenmeye uğramıştır. Genetik kirlenmeyi önlemenin yolu, mevcut ırkların saflarını elde etmek, koruma altına almak ve bunların ana arılarını üreterek arıcıların hizmetine vermektir.

Kafkas Arısı
Kafkas arısının (Apis mellifera Caucasica) ana yurdu Kafkasların dağlık bölgesidir. Kafkasların alçak ovalarında sarı abdomen halkalı olan Apis mellifera Remipes alanlarına kadar değişik lokal formları bulunmakla birlikte bizi ilgilendiren, dağ arısı da denen yüksek rakımlı bölgelerin uzun ve karlı kışına adapte olmuş siyah renkli arılardır.

Dış Görünüşü: (Morfolojik Özellikleri)
Diğer arılardan daha iridirler. Gözden çıkan işçi arıların ağırlıkları 70 – 80 mg.dır. Kitin esmer renktedir. Geçit formlarının ilk abdomen halkasındaki iki adet kahverengi leke bulunur. Dağlık yöre Kafkaslarının tüm abdomen halkaları siyahtır. Kıllarda gri renk baskındır. Erkeklerin thoraksları siyahtır. Arı ırkları içinde en uzun dilli olanıdır. Uzun dilleri sayesinde derin tüplü çiçklerden de nektar toplayabilirler. Dil uzunlukları 6.6 – 7.25 mm. dir. Ortalama 7.09 mm Cubital indeks 2.16 ile normaldir.

Koloni Davranışları: (Fizyolojik Özellikleri)
İyi bir yavru yetiştiricisidir. Kuvvetli koloniler teşkil eder. Kıştan zayıf çıkar, ilkbahar başında gelişme çok erken başlar ve düzenli seyreder. Koloninin gelişme sürecinde ana arı bir günde 1100 – 1500 yumurta yumurtlayabilir. Gömeçler üzerinde sessizdir. Kontrol için çerçeveler kovandan çıkarıldığı esnada bile yaptıkları işlere devam eder. Uysaldır, hırçın ve sokucu değildir. Çok düzgün gömeç yapar ve sırlar. Göz sırları koyu renklidir. Propolisi çok taşır ve kullanır. Balı ilk önce kuluçkalığa, sonra da ballığa depolar. Güçlü bir yiyecek toplama yeteneğine sahiptir. Fazla bal yapar ve yavru gözlerine yakın depolar. Yeni yiyeek kaynağı aramada çok başarılıdır. Zengin nektar kaynaklarını çok iyi değerlendirir. Kıt kaynaklardan da en ekonomik yararı sağlar. Yağmacılık eğilimleri fazladır. Doğal oğul verme eğilimleri zayıftır. Araştırmalar normal şartlardaki kolonilerin % 13 ünün oğul verdiğini göstermiştir. Doğal habitatlarında ağır ve uzun kış şartlarında üstün kışlama yeteneğine sahiptir. Sonbaharda küçük bir delik hariç, uçuş deliğinin diğer kısımlarını propolis perdesi ile kapatır. Yiyecek depolarını çok iyi korur ve tutumlu kullanır. Sayılan bu özellikleri ile Dağ arısı olarak da adlandırılan Kafkas arıları, kışı soğuk ve karlı iklimlerde başarılı, dünyadaki iki önemli arı ırkından birisidir.
Kafkas arısı, ABD’nin kuzey eyaletlerinde, Kanada’da, Orta ve Kuzey Avrupa ülkelerinde, Rusya’nın hemen her yerinde, Çin’de, Mançurya ve Moğolistan’da, Orta Asya Cumhuriyetlerinde ve soğuk iklime sahip diğer bazı ülkelerde başarı ile kullanılan en önemli arı ırkıdır.

Kafkas Arısının Kuzeydoğu Anadolu Bölgesindeki Mevcut Durumu
Gezginci arıcılık başlamadan önce Ardahan, Artvin, Kars ve bazı çevre illerde Kafkas arısı saf olarak bulunuyordu. Çünkü doğal coğrafya Kafkas arılarının saf olarak kalabilmesini sağlıyordu. 1950’li yıllarda gezginci arıcılığın başlaması ile bu illere çevre bölgelerden gelen farklı ırktan Suriye arısı, İran arısı, Anadolu arısı ve Muğla arısı gibi arılar Kafkas arısını melezlemişlerdir. Artık bu illerde Kafkas arısı saf olarak bulunmamaktadır. Saf Kafkas arısı 1983 yılında Ardahan’ın Posof ilçesi dolaylarında bulunabilmişken, bugün Posof ve çevresinin de melezlendiği görülmektedir. Zaman zaman Artvin-Zeytinlik , bölgesinde, bazen de Posof’ta konaklayan (ve melezlenmiş olan) Ardahan Arıcılık Üretme İstasyonu kolonileri ile 1999 yılında başka bölgelerden getirilerek Ardahan köylülerine dağıtılan 1550 koloni bu melezlenmeyi tetiklemiştir. Ayrıca Akdeniz Bölgesinden gelerek Ardahan’da konaklayan bir ana arı üretim işletletmesi de, tüm bölgeye ana arılar satarak melezlenmeyi daha da hızlandırmıştır.
Kafkas arısının bulunduğu bu bölgenin çevresindeki İran, Ermenistan, Suriye ve Anadolu arılarının tamamı sarı abdomen halkalı arılardır. Siyah renkli Kafkas arısı, çevreden gelen sarı renkli kolonilerle melezlendiğinde, Kafkas koloniler de sarı renkli işçi arılar ortaya çıkmaktadır. Böylece melezlenme kolayca görülebilmektedir.

Camili Havzası’nda Saf Kafkas Irkı Arı Varlığının Belirlenmesi
Artvin ilinin Borçka ilçesi Camili Havzası’ndaki tüm kolonilerin saf Kafkas olarak kalabildiği, 1998 ve daha sonraki yıllada yapılan bilimsel çalışmalarla belirlenmiştir.

Rapor 1
Ahmet İnci, Ziraat Yük.Müh.
TEMA Arıcılık Uzmanı
23.04.1998

Rapor 2
Aykut Kence Prof.Dr.
ODTÜ
02.02.1999

Rapor 3
Ahmet Güler Doç.Dr. OMÜ
Mustafa Gökçe Ziraat Müh.
Arıcılık Araştırma Md. Ordu
19.05.1998

Rapor 4
Osman Kaftanoğlu Prof.Dr.
Ve Arkadaşları.
2000

Rapor 5
Aykut Kence Prof.Dr.
ODTÜ
23.05.2003

Camili Havzasının Özelliği
Camili Havzası, Gürcistan sınırında, akarı Gürcistan’a giden, giriş ve çıkışı askeri izne tabi, ulaşımın kar yağışından dolayı 6 ay mümkün olmadığı, Çoruh Vadisi’nden 1800m. Yükselip Karçal dağ silsilesini aşarak tekrar 400 m. Kota kadar inilen bir vadidir. Bu vadide bulunan 6 köyde 1998 yılı tespitlerine göre çerçeveli ve kara kovanlarda, yaklaşık 2400 koloni bulunuyordu. Şimdi koloni mevcudu bir kat artmıştır. Havzanın askeri bölge olması, ulaşım zorluğu ve coğrafi engeller bu vadiye dışardan arı girişini önlemiş ve melezlenme olmamıştır. Vadideki tüm koloniler Saf Kafkas olarak kalabilmiştir. Halen kolonilerin bir kısmı kara kovanlardadır ve yabani hayvan tahribatına karşı önlem olarak yüksek ağaçların tepesinde tutulmaktadır.

Camili Havzasında TEMA Vakfının Yaptığı Arıcılık Çalışmaları
TEMA Vakfı’nın kuruluş nedenlerinden birisi doğal varlıkları korumadır. Camili Havzası ekolojik dengelerin ve biyolojik zenginliğin korunmaya devam ettiği Türkiye’nin sayılı alanlarından biri olarak dünyanın büyük ilgisini çekmektedir. Havza’da orman örtüsü kaldırılarak çay ve fidanlık gibi monokültür tarım ürünlerine yönelme olmamış; ulaşım zorluğu ise orman kesimine imkan vermemiştir. Sınır bölgesi olması nedeniyle bölge halkı dışındaki insanların havzaya gidiş-gelişlerinin kısıtlı olması da tahribatı en az düzeyde tutmuştur. Camili Havzası’nda çiçekleri hava kirliliği soldurmamakta, derelerdeki balıkları deterjanlar öldürmemekte, yaban hayatını avcılar yoketmemekte, tarım topraklarını kimyevi gübreler bozmamaktadır.
Henüz ekolojik dengenin bozulmadığı böyle bir havzada TEMA Vakfı kırsal kalkınma projesi başlatırken projenin doğal varlıkları tahribe değil, korumaya teşvik etmesini esas almıştır. Bu yöndeki ekonomik faaliyetlerden birisinin arıcılık olduğu tespit edilmiştir. Verimli Saf Kafkas Arının Türkiye’de yalnız bu havzada kalmış olması da bölgenin önemini ön plana çıkarmış bulunuyor. Ülkemizde damızlık Saf Kafkas Ana Arıların üretilebileceği ikinci bir yer mevcut değildir.
Havza’da arıcılık ve özelllikle ana arı üretimi Camili’de yaşayan insanlara ekonomik fayda sağlaması yanında ülke arıcılığının geliştirilmesinin de lokomotifi olcaktır. Nitekim Artvin Valiliği ildeki kolonilerin Kafkaslastırılması projesini uygulamaya koymuş, diğer iller de bu yönde çalışmaları başlatmış bulunuyor.
Yukarıdaki gerçeklerden hareketle TEMA Vakfı şu çalışmlarıı başlatmıştır:

·Arıcılık uzmanı Ahmet İnci ile danışmanlık sözleşmesi yapılmıştır.
·Camili havzasına dışarıdan koloni ve diğer canlı arı materyali girişini önleyici tedbirler konusunda Artvin Valiliği, Borçka Kaymakamlığı, İl ve İlçe Tarım Teşkilatları, Jandarma Teşkilatı ve Orman Teşkilatı ile işbirliği yapılmıştır.
·Havzada arıcılara teknik olarak yardımcı olan bir arıcılık yayım elemanı görevlendirilmiştir.
·Yayım elemanının işletmeleri ziyaret edebilmesi için bir araç tahsis edilmiştir.
·1998 yılında bir kısım üreticiler Ankara’da üç aylık ana arı üretim eğitimine alınmıştır.
·Eğitilen üreticilere destek verilerek ana arı üretim işletmeleri kurdurlmuştur. 1999 yılında 2000 adet Saf Kafkas Ana Arı üretimi gerçekleştirilmiştir.
·2000 yılında havzadan 25, havza dışından 10 kişiye 20 günlük ana arı üretimi eğitimi verilmiştir. Bu eğitim, ana arı üretim işletmelerinde pratik olarak devam ettirilmiştir.
·Seleksiyon ve suni tohumlama çalışmaları başlatılmıştır.
·Ana arı üreticilerinin ve diğer arıcıların üretim girdilerini temin etmek ve ürettikleri ürünleri pazarlayabilmelerini sağlamak için üreticilerin ortak olduğu MACAHEL Arıcılık A.Ş. kurulmuştur. Bu şirket TEMA Vakfı ve proje sponsoru olan TEMA Vakfı Başkan vekili Nihat Gökyiğit tarafından desteklenmektedir.
·Havzada üretilen Saf Kafkas ana arılar yerel örgüt Macahel Arıcılık A.Ş. tarafından arıcılarımıza sunulmaktadır. 2000 yılında bu şirket eli ile 3000 ana arı pazarlanmıştır.
·2001 yılında 4000, 2002 yılında 5000, 2003 yılında 6000 Saf Kafkas Ana Arı üretimi gerçekleştirilmiş ve pazarlanmıştır.

Arıcılık Eğitim ve Araştırma Merkezi

TEMA Vakfı’nın Camili Kırsal Kalkınma Projesi doğultusunda yapılan geliştirme çalışmaları içine Camili Köyü’nde bir “Eğitim Konaklama ve Araştırma Merkezi” kurulması da dahil edilmiştir. Sponsorluğunu TEMA Vakfı Başkan Vekili Sayın Nihat Gökyiğit’in üstlendiği bu merkez 75 kişilik eğitim gereksinimini ve 45 kişinin konaklama gereksinimini karşılayacak kapasitede olup, arıcılık için eğitim salonları, suni tohumlama, ana arı kalite kontrol ve arı ıslah laboratuarlarını ihtiva etmektedir. 2002 yılı üretim sezonunda sisteme giren, bu merkez Türkiye’de arıcılık için yapılmış en büyük eğitim yatırımı olmaktadır.

Seleksiyon Çalışmaları

Program Ahmet İnci tarafından yürütülmektedir.
Camili Havzasında 1998 yılında yapılan tespitte havzada 2400 koloninin varlığı belirlenmiştir. Koloni mevcudunun yaklaşık yarısının çerçeveli kovanlarda yarısının da kara kovanlarda oldugu tespiti yapılmıştır. Mevcut kara kovanların yine yaklaşık yarısının ormanda ağaçların tepelerinde olduğu belirlenmiştir.
Özetle havzada 1200 çerçeveli koloni, 1200 kara kovan, kara kovanların 600 kadarının ağaçların tepelerinde bulunmakta idi.
1998 yılında havzadan 13 genç, ana arı üretim eğitimi için Kazan’da İnci Arıcılığın tesislerine götürülmüşler ve kendilerine üç ay arıcılık ve ana arı üretimi eğitimi verilmiştir.
Havzanın kolonileri hakkındaki ilk tespit 1998 yılında yapılmış ve verim bilgileri koloni sahiplerinin ifadelerine dayandırılmıştır. Havzadaki kolonilerin bal verimleri yıldan yıla değişmekle birlikte ortalama bal verimi 10 – 20 kg arasında bulunmaktadır.
Bu kolonilerin arasında 70 – 80 kg bal verenleri olduğu gibi ortalamanın altında 3 – 5 kg bal verenleri de vardır. Verimde fevkalade bir değişiklik görülmektedir.
Bu kadar yüksek degişikliğin nedenleri; ağaçların tepesinde olan kara kovanlara hiç bakım ve beslemenin yapılamaması, arılıklarda olan kara kovanlara sadece varroa ilacı vermenin dışında hiç müdahele edilmemesidir. Kolonilerin ana arılarının değiştirilememesi de verim düşüklüğünün önemli nedenlerinden birisidir. Çerçeveli kovanlardaki kolonilerde bakım ve besleme teknikleri ise yok denecek kadar azdır.
Varyasyonun bir başka ve önemli sebebi ise genetik nedenlerdir.
Camili havzasında önceki yıllarda tesbit edilen en yüksek bal verimli yani en az 70 – 80 kg bal veren koloniler projenin damızlık kolonilerini oluşturmaktadır.
Ana arı üretiminde kullanılan larvalar bu kolonilerden alınmaktadır.
Havzada doğal döllenen ana arılar için teorik olarak 80 kg lık ana hattı ile havzanın ortalaması olarak kabul edilebilecek 20 kg lık baba hattının toplamının yarısı kadar bal verim özelliği taşıyacağı söylenebilmektedir.
Yani larva alınan koloni 80 kg + havzanın ortalaması 20 kg = 100/2 = 50 kg
Yetiştirilen ve havzada doğal döllenen birinci generasyon ana arıların işçi kızlarının beklenen verimlerinin 50 kg olduğu söylenebilmektedir.
Seleksiyon programındaki en önemli husus, ana arı üreten işletmelerde kolonilerin ana arılarının üretilen ana arılarla değiştirilmesidir.Böylece ana arı üreten işletmelerin kolonilerinin erkek arıları ilerleyen yıllarda 70 – 80 kg kapasiteli erkek arılar olmaktadır.
Bilindiği gibi erkek arıların tüm özellikleri ana arılardan gelmektedir.
İlerki yıllarda ana arı üretim işletmesinde üretilen ana arıların anaları 80 kg babaları da 80 kg olmaktadır.
Ancak bu teorik sonuca pratikte % 100 ulaşmak mümkün olmamaktadır.
Bilhassa çevrede bulunan kara kovanlardaki ana arıların değiştirilemeyişi bu teorik sonuca ulaşmayı engellemektedir.
1999 Yılında Havzada ana arı üretimine geçildiğinde Camili merkezinde Macahel A.Ş. nin, Özden Gülbin’in Kayalar köyünde Ömer Güner’in ve Efeler köyünde Nazım Kahya’nın arılıklarının en verimli kolonileri seçilerek larva alınacak koloniler olarak tesbit edilmişlerdir. Ve üretime başlanmıştır.
2000 yılında tüm havza kolonilerinin en verimlilerini tespit çalışmaları başlatılmıştır.
Daha önceki yılların verimleri hakkındaki bilgilere ilave olarak 1999 ve 2000 yıllarının gerçek verim bilgileri ile havzanın en verimli kolonileri belirlenmiştir.
Macahel A.Ş. bu verimli kolonileri sahiplerinden satın alma teklifinde bulunmaktadır.
Satmaya razı olanlardan bu koloniler satın alınarak Macahel A.Ş. nin kolonilerine katılmaktadır.
Sahipleri ikna edilemeyen koloniler, sahiplerinde kalmakta; sahiplerinde kalan bu kolonilerden Suni Tohumlama labaratuarına erkek arılar alınmaktadır.
Bölgede belirlenen en yüksek performanslı 30 koloni Macahel A.Ş. tarafından satın alınarak Macahel A.Ş. nin arılığına edindirilmiştir.
Yine belirlenmiş bir kısım yüksek verimli koloni de satın alınarak ana arı üretimine yeni başlıyor olanlara damızlık koloni olarak kullanmaları için verilmiştir.
Diğer yandan yüksek verimlilikleri saptanmış ancak satın alınamayan bir kısım kolonilerden larvalar alınarak Macahel A.Ş. nin arılığında ana arı yetiştirilmiştir.
2004 yılına kadar süren bu çalışmalar sonucu Macahel A.Ş. nin arılığında yüksek verimli 50 adet sellektif koloni oluşmuştur.
Halen üreticilerin elinde de en yüksek verimli koloniler olarak belirlenen ve damızlık koloni olarak kullandıkları 20 adet koloni bulunmaktadır.
Diğer yandan havzada geleneksel arıcılık devam ettirilmektedir.
Geleneksel arıcılığın kara kovanları hemen hemen her arılıkta bulunmaktadır.
Havzadaki kara kovanlarından en verimli 30 adedi belirlenmiştir.
Bu kara kovanlardan, genelde suni tohumlama laboratuarına erkek arılar alınmaktadır.

Suni tohumlama laboratuarına erkek arı alınan 50-80 kg bal verimli, havzadaki KARA kovanlar

SUNİ TOHUMLAMA LABORATUARI
Suni tohumlama laboratuarı 2001 yılında kurulmuş ve suni tohumlanmış ana arı üretimi başlatılmıştır.
Seleksiyon programı ile belirlenmiş yüksek verimli kolonilerden üretilen ana arılar yine yüksek verimli kolonilerin erkek arıları ile döllenmektedirler.
Bu çalışmada baba koloni net olarak bilinmektedir.
Laboratuar 2001 yılında geçici olarak bir ahşap binada sisteme sokulmuş 2003 yılının Ağustos ayında Camili köyünde A.Nihat Gökyigit Eğitim ve Konaklama Merkezindeki yerine taşınmıştır.
ODTÜ ile birlikte yürütülen semen saklama araştırması sonuçlarına göre spermler 15 günlük süreçte güvenle muhafaza edilebilmektedir.
180 mg ın altında doğum ağırlığı olan ana arılar operasyona alınmamaktadır. 215 mg ın altındaki ana arılar satışa verilmemektedir.
Havzadaki Ana Arı Üretim işletmelerindeki sellektif kolonilerden üretilen ana arıların bir kısmı yine havzada tespit edilen başka arılardaki sellektif kolonilerin erkekleri ile suni tohumlanarak işletme sahibine geri verilmektedir.
Ana Arı Üretim işletmeleri ilerki yıllarda bu ana arıları damızlık olarak ellerinde tutmaktadırlar. Böylece akrabalı yetiştiricilik önlenmektedir.
Süper Saf Kafkas Ana Arıların yetiştirildiği merkez işletmede akrabalığı önlemek için ilk yıldan bu yana kayıtlar titizlikle tutulmaktadır.

Laboratuarın temel donanımları:

2 adet son model suni tohumlama cihazı A. Şhilay
2 adet zais binoküler mikroskop
3 adet soguk ışık kaynağı
4 adet CO2 gaz tüpü
1 adet ışık mikroskop
1 adet dijital kamera
1 adet derin soğutuculu buzdolabı
1 adet O.1 C dereceye ayarlanabilen inkübatör
1 adet 0.001 gr hassasiyette elektronik terazi
1 adet mikro santrifüj
Sürekli güç kaynağı jeneratör
Sabit oda sıcaklığı sağlayan sistem

Yorum (2) Yorum yaz!

ARILARDAKİ PROBLEMLER

27/3/2008 ·

image

Arılarda Hırçınlık

Arı kolonilerinin hırçın ya da sakin oluşu genelde sahip olunan arı ırkayla ilgilidir. Aynı arılıkta bazı aileler son derece sakin davranıp arıcıyı sokma davranışı göstermezken, bazı arılar ise son derece hırçın olurlar. Arılıkta mümkün olduğunca sakin kovanlardan ana arı üreterek çok hırçın olan ve arıcıyı canından bezdiren kovanlara verilmelidir.

Eğer arının hırçınlığı ırk özelliklerinden kaynaklanmıyorsa bu kolonideki bir takım problemlerin işareti olabilir. En büyük problem ise kovandaki besin miktarının kritik seviyeye inmiş olmasıdır. Arazide nektar kaynaklarının bol olduğu dönemlerde arılar genelde çok sakin olurlar.

Arıları genelde hırçınlaştıran faktörler ve dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:

a) Kovan muayenesini genelde işçi arıların arazide olduğu saatlerde yapmak gerekir. Çünkü dışarıda çalışan işçi arılar, kovan içinde çalışan genç arılara nazaran daha sokucu olurlar. Sabah güneşin doğmasıyla birlikte öğle sıcağı bastırmadan az evvelki zamana kadar olan süre en iyisidir. Öğle sıcağının bastırdığı saatlerde kovanı kesinlikle açmamak gerekir.

b) Fırtınalı, yağmurlu, soğuk ve rüzgarlı havalarda kovan kapağını açmak arıları fazlasıyla hırçınlaştırır.

c) Arılığın içine korkulu ve telaşlı hareketlerle girmek de yanlıştır. Ani hareketler arıları koruma içgüdüsüyle hırçınlığa sevkeder.

d) Kolonya, esans, parfüm gibi sert kokulu şeyler sürerek arılığa yaklaşmamak gerekir. Bu tür sert kokular koklama duyusu çok gelişmiş olan arının dikkatini çeker ve onları hırçınlaştırır.

e) Arı yığınları üzerine üflemek, nefesi doğrudan arıların üzerine doğru vermek de arıyı kızdırır.

f) Kovan bakımı yapılacağı zaman gayet sakin ve seri hareket etmek gerekir. Özellikle üst örtüsünü açarken aşırı gürültü çıkarmak, ya da çerçeveleri zorlayarak çıkarırken sağa sola çarpmak yine arıları hırçınlaştıran sebeplerden birisidir.

g) Arıların uçuş yolları üzerinde durmamak gerekir. Özellikle kovan muayenesi esnasında kovanın arkasında durmak gerekir. Eğer kovanın önünde durulursa arı kolonisi bunu kendisine bir saldırı olduğunu zannederek hırçınlaşır.



Arıların Kovanı Terketmesi

Arıların genelde kovanı terketmesinin iki önemli sebebi vardır. Birinci sebep kovandaki besin stokunun bitmesidir. Besin stoğu kritik seviyeye indiğinde yaşlı arılar genç arılara yaşama şansı sağlamak için toplu olarak kovanı terkeder. Buna açlık oğulu adı verilir. Besin bittiği zaman ise arılar toplu olarak kovanı terkeder.

İkinci terk sebebi ise ana arının ölmesidir.

Kovan içine arının hiç hoşlanmadığı, gaz, motorin, benzin gibi bir maddenin bulaşması; kovanın fiziki olarak zarar görüp artık güvenli bir barınak olmayışı; kovan içinin rutubet alarak aşırı derece küflenmesi ve güvelenmesi gibi sebeplerle de arılar kovanı terkedebilir.



Oğulun Kovanı Terketmesi

Zaman zaman kovana konan oğulun bir süre sonra kovanı terkederek kaçtığı görülür. Bunun sebepleri ve engelleme yöntemleri şunlardır:

a) Genelde oğul arısı konan kovan güneş altında bırakılırsa, içeride bunalan arı kovanı terkeder. Bu sebeple oğul kovana konulduktan sonra hemen serin bir yere alınmalı bu mümkün değilse kovan üzerine dal parçası vs koyarak güneşin etkisi azaltılmalıdır. Ayrıca aşırı sıcak yüzünden oğulların asıldığı suni peteklerde eriyerek yerinden düşebilir.

b) Kovanda arının hoşlanmadığı bir koku bulunması. Eğer kovan iyi bir yerde muhafaza edilmemişse içine bir takım kötü kokular sinmiş olabilir. Ya da kovanın içi boyanmış olabilir. Arıyı koymadan önce kovanı koku yönünden de kontrol etmeli ve gereken önlemleri almalıdır.

c) Anaarı kovana konulmamıştır. Anaarı konduğu yerde kalmış, yere düşmüş ya da bir kuşa yem olmuş olabilir. Böyle bir durumda oğul arısı çıktığı kovana geri döner.

d) Kovan arıya dar gelmiş olabilir. Çok güçlü çıkan bir oğul konduğu kovana sığmayabilir. Oğul arısının kovanı terketmesi engellemek için varsa kovana ballı bir petek koymalı ya da şerbet vermelidir. Diğer kovanlardan alınacak açık yumurtalı bir petek de arının kovanı terketmesini engelleyecek önlemlerden birisidir.



Ana Arı Problemleri

Kovandaki en büyük ana arı problemi, ana arının artık yaşlanmış olmasıdır. Ana arının yaşlanmasıyla birlikte günlük yumurta sayısını azalacağından, o kovan artık güçlenip gelişemez. Yaşlanan ana arı artık zaman zaman dölsüz yumurtalar da bırakmaya başlar ve kovandaki erkek arı sayısı artar.

Birinci oğuldan sonra çıkan oğullardaki analar dölsüzdürler. Hastalık ya da hava şartlarının uygun olmayışı gibi sebeplerle döllenme uçuşuna çıkamayan bu ana arılar dölsüz yumurtlamaya başlarlar. İşçi arısı çoğulmayan kovan zamanla sönmeye yüz tutar.

Ana arının sakatlanması özellikle ön bacaklarının sakatlanması ve kopması neticesinde hem arının yumurta sayısı azalır hem de dölsüz yumurta bırakır.

Ayrıca Ana arının bitlenmesi ya da başka bir hastalığa yakalanması da kovanın gelişmesini enlgelleyen nedenlerden bir tanesidir.

Genelde güçlü koloniler problemli olan ana arılarını kendileri değiştirirler. Fakat ana arının koloni tarafından değiştirilmesi zamanlaması çoğu zaman arıcının istemediği bir zamana denk gelir. Bu yüzden ana arısı problemli olan kolonilerin ana arıları arıcı tarafından zamanında değiştirilmelidir.



Yalancı Ana

Arı kolonisi herhangi bir sebepten anasız kalır ve ana arı yetiştirme imkanından yoksun olursa, ümitsiz kalan işçi arılar aralarından seçtikleri bir işçi arıyı besleyerek kendilerine ana arı yaparlar. Döllenmemiş olduğu için işçi arı yumurtası bırakma gücüne sahip olmayan bu arıya yalancı ana arı denir. Yalancı ananın bıraktığı yumurtalardan sürekli erkek arı çıkacağı için bu kovan kısa zamanda sönmeye mahkum olur. Kendine yalancı ana yapmış olan kovana daha sonra ana arı, ya da ana arı memesi bulunan petek verilse bile, arılar bunu kabul etmez. Verilen ana arı hemen öldürülür, ana arı memeleri ise imha edilir. Bir kovanda yalancı ana arı olduğu şu şekillerde anlaşılabilir:

a) Erkek arılarda artış, işçi arılarda azalış, yalancı ananın varlığının en büyük kanıtıdır.

b) Yalancı ana arı petek gözlerine gelişi güzel yumurtlar. Normal ana arı yumurtayı peteğin tam ortasına bırakır. Ama yalancı ana arının bıraktığı yumurtalar petek gözlerinin sağında ya da solunda olduğu gibi, bazı gözlere iki tane yumurta bıraktığı da olur.

c) Kurtçuklar petek gözlerinde normal kurtçuklara göre daha iri dururlar.

Yalancı analardan kurtulmak için kovan arılıktan 100-200 metre uzağa götürülür ve bir çarşafın üzerine bütün arılar silkilir. Götürülen kovanın yerine boş bir kovan konulur. Duman ya da tüyle çarşaf üzerindeki arılar uçmaya zorlanır. İşçi arılar uçarak eski kovanlarının yerine konmuş olan yeni kovana girerler. Yalancı analar hem beslenip irileştikleri için uçamazlar, hem de uçsalar bile sürekli içerde oldukları için kovanın yerini unuttuklarından yerlerine dönemezler.

Bu şekilde yalancı anadan kurtarılmış olan kovan mevcudu azsa, başka bir kovanla birleştirilir. Mevcudu yeterliyse yaklaşık 48 saat bekletildikten sonra usulüne uygun olarak ya bir ana verilir ya da ana memesi olan bir çerçeve kovana konulur. İkisi de mümkün olmuyorsa, güçlü kovanlardan birinden alınan taze yumurtalı bir çerçeve kovana verilerek kovanın kendi anasını üretmesi sağlanır.



Yağmacılık

Arıların kötü huylarından birisi olan yağmacılık arıların toplu olarak kendilerine ait olmayan kovanlara ya da bal kaynaklarına saldırmaları sonucu meydana gelir. Yağmacılık genelde balözü ve çiçek tozunun azaldığı aylarda görülür. Kuvvetli kovanlar zayıf kovanlara saldırarak ballarını yağma ederler. Yağmacılık esnasında ortalık tam bir savaş meydanına döner ve binlerce arı telef olur.

Oğul mevsiminde alınamayıp da uzaklara kaçan oğul arıları kendilerine kışı geçirecek gıda stoklayamayınca, sonbahara doğru arılıklara hücum ederek zayıf kovanların ballarını yağmalarlar. Bu arılara harami arılar denir.

Yağmacılığın belli başlı belirtileri şunlardır:

a)Kovanın uçma tahtasında öldürülmüş arıların bulunması.

b) Kovan giriş deliğinden ya da diğer aralıklardan toplu halde kovana girmeye çalışan arılar ve bunlara karşı savaşan kovanın yerli arılarının görülmesi.

c) Kovandan balla yüklü arıların çıkması. Yağmacı arılar vücut tüycüklerinin kırılması dolayısıyla kara renkleriyle kolayca seçilirler.

Yağmacılık genelde güçlü kovanların zayıf kovanlara saldırmasıyla çıkar. Bu tesbit edilir edilmez saldırıya uğrayan kovanın ağzı kapatılarak bulunduğu yerden kaldırılır, karanlık ve sakin bir yerde akşama kadar saklanır. Baskına uğrayan kovan kaldırıldıktan sonra aynı yerde hırslı bir şekilde uçan arılar duman verilerek dağıtılır.

Yağmacılık bütün arılıkta görülürse, arılığın bir çok yerinde tütsü yakmak gerekir. Ayrıca güzelce hazırlanmış bir körükle arılık sürekli gezilerek, yoğun bir şekilde biriken arı yığınları üzerlerine duman veriler dağıtılır. Fazla hucüma uğrayan kovanların giriş kapıları küçültülür, gerekirse üzerleri bezlerler örtülerek korumaya alınır.

Yağmacılığı Önleme Yöntemleri

a) Kovanları mümkün olduğu kadar geniş aralıklarla yerleştirmek gerekir.

b) Özellikle ilk ve sonbaharda zayıf kovanların uçma deliklerini küçültmek gerekir ya da en iyisi böyle kovanlar bulundurmamaktır.

c) Kovan muayesinde üst örtüsünü yarım olarak açmak ve uzun süre açık tutmamak.

d) Kovanların beslenmesini kesinlikle gündüz yapmamak. Kırda balözü kaynaklarının azaldığı mevsimlerde, bal ya da şerbet kokusu duyan arılar hemen sağa sola saldırarak yağmacılığa başlarlar.

e)Kovana bir gece içinde bitirebileceğinden fazla şurup verilmemelidir.

f) Arılıkta herhangi bir yerde bal bulaşığı, ballı gömeç, propolis kırıntıları gibi şeyleri bırakmamak gerekir.

g) En çok yağmacılık bal sağma mevsiminde olur. Bunun için kovanları kısım kısım sabahleyin tan yeri ağarırken sağmak en uygunu olur. Güney iyice yükselip de yağmacılık belirtileri başlayınca sağımı bırakmak gerekir.

h) Sağılan balların konulduğu depolar arı saldırılarına karşı korunaklı yapılmalıdır. Özellikle arıların girebileceği delikler tıkanmalı ve depo içinde ballar açıkta bırakılmamalıdır. Depo arılıktan mümkün olduğunca uzağa yapılmalıdır.



Arılarda Durgunluk

Arılarda durgunluk genelde bir takım problemlere işaret eder. Bu durgunluğun sebepleri şunlar olabilir:

a) Hava sıcaklığı 14 dereceden düşük 34 dereceden yüksektir. Bu sıcaklıklarda arıların çalışmasında belli bir durgunluk görülür.

b) Kırda balözü ve polen kaynakları çok azalmıştır.

c) Herhangi bir hastalık ya da parazit vardır.

d) Kovanda ana arı yaşlı, sakat, bitli, döllenmemiştir veya hiç yoktur.

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::